İyilik Perisi Masalı
Uzak diyarların birinde, gökyüzünün her sabah pastel renklere boyandığı, rüzgârın bile fısıltıyla estiği bir vadi vardı. Bu vadinin ortasında, dalları ışık gibi parlayan yaşlı bir çınar ağacı yükselirdi. Kimse bilmezdi ama bu ağacın hemen altında, yalnızca kalbi temiz olanların görebildiği bir varlık yaşardı: İyilik Perisi.
İyilik Perisi küçük, zarif ve kanatları sabah çiyi gibi parlaktı. Ama onu asıl özel yapan kanatları değil, kalbiydi. O, insanların ve hayvanların içindeki en küçük iyiliği bile hisseder, o iyilik büyüsün diye elinden geleni yapardı. Kimseye zorla yardım etmezdi; sadece doğru zamanda, doğru yerde olurdu.
Vadinin biraz aşağısında küçük bir köy vardı. Bu köyde Elif adında bir çocuk yaşardı. Elif sessizdi ama dikkatliydi. Her şeyi görür, her şeyi hissederdi. Köyde kimse fark etmese de Elif’in kalbi, İyilik Perisi’nin ışığını uzaktan uzağa titretecek kadar parlaktı.
Bir sabah Elif, annesinin verdiği ekmek sepetiyle dere kenarından geçerken yaşlı bir kaplumbağanın ters döndüğünü gördü. Kaplumbağa çaresizce ayaklarını sallıyordu.
— "Merak etme, seni öyle bırakmam," dedi Elif ve sepeti yere bırakıp kaplumbağayı dikkatlice düzeltti.
Kaplumbağa başını kaldırdı, gözleri dolu doluydu.
— "Teşekkür ederim küçük dostum," dedi yavaş bir sesle.
Elif irkildi.
— "Konuşabiliyor musun?"
— "Sadece gerçekten dinleyenlere," diye gülümsedi kaplumbağa.
O anda, çınar ağacının altından ince bir ışık yükseldi. İyilik Perisi her şeyi görmüştü.
Aynı günün akşamı, Elif yatağına uzandığında pencereden içeri yumuşak bir ışık süzüldü. Odanın ortasında, minik ama parlak bir siluet belirdi.
— "Korkma Elif," dedi tatlı bir ses. "Ben İyilik Perisiyim."
Elif’in gözleri büyüdü ama korkmadı.
— "Gerçekten var mısın?"
— "İyilik varsa, ben de varım," dedi peri gülümseyerek.
Elif yatağında doğruldu.
— "Ben özel biri değilim," dedi utangaçça. "Sadece yardım ettim."
— "İyilik tam da budur," dedi peri. "Özel olmaya çalışmadan yapılan şey."
İyilik Perisi, Elif’e vadide bir dengenin bozulduğunu anlattı. Son zamanlarda insanlar aceleci, hayvanlar ürkek, çocuklar ise daha az gülüyordu. İyilik Perisi tek başına her yere yetişemiyordu.
— "Bana yardım eder misin?" diye sordu.
Elif hiç düşünmeden başını salladı.
— "Ama ben ne yapabilirim ki?"
— "Sadece sen ol," dedi peri. "Gör, hisset ve küçük adımlar at."
Ertesi gün Elif köyde dolaşmaya başladı. Önce yalnız yaşayan yaşlı bir teyzenin kapısını çaldı.
— "Bir şeye ihtiyacın var mı?" diye sordu.
Teyzenin gözleri doldu.
— "Sadece konuşmaya," dedi.
Elif saatlerce onu dinledi. O sırada İyilik Perisi, pencere kenarında sessizce gülümsüyordu.
Bir başka gün Elif, kavga eden iki arkadaşını gördü. Oyuncak yüzünden bağırıyorlardı.
— "İkiniz de haklı olmaya çalışıyorsunuz ama mutlu değilsiniz," dedi Elif.
Çocuklar durdu.
— "Peki ne yapalım?"
— "Paylaşmayı deneyin," dedi Elif.
Oyuncak el değiştirdi, kahkahalar geri geldi. Vadideki çınar ağacının yaprakları biraz daha parladı.
Ama her şey her zaman kolay değildi. Bir gün köyde sert sözler dolaşmaya başladı. İnsanlar birbirini suçluyor, kimse kimseyi dinlemiyordu. Elif yorulduğunu hissetti. O akşam İyilik Perisi tekrar geldi.
— "Başaramıyorum," dedi Elif üzgünce. "İyilik yetmiyor gibi."
Peri Elif’in yanına oturdu.
— "İyilik sihirli bir değnek değildir," dedi yumuşakça. "Bazen sonucu hemen görülmez."
— "O zaman neden deniyoruz?"
— "Çünkü denemediğimizde her şey daha karanlık olur," dedi peri.
Elif derin bir nefes aldı.
— "O zaman devam edeceğim," dedi kararlı bir sesle.
Günler geçtikçe Elif’in yaptığı küçük iyilikler, başkalarına da ilham vermeye başladı. Bir çocuk başka bir çocuğa yardım etti. Bir yetişkin özür diledi. Bir hayvan korkmadan yaklaştı. İyilik Perisi artık yalnız değildi.
Bir akşamüstü, vadiye gri bir sis çöktü. Bu sis, umutsuzluktan beslenen eski bir gölgeydi. Gölge ortaya çıktığında her şey sessizleşti.
— "İyilik zayıftır," diye fısıldadı gölge. "Kimse uzun süre sürdüremez."
Elif korktu ama kaçmadı.
— "Yanılıyorsun," dedi titreyen ama net bir sesle.
İyilik Perisi Elif’in yanında belirdi, kanatları eskisinden daha parlaktı.
— "İyilik paylaşıldıkça güçlenir," dedi peri.
Köyden insanlar yavaş yavaş toplandı. Her biri küçük bir şey yaptı: biri el uzattı, biri sarıldı, biri sessizce dinledi. Sis dağıldı, gölge yok oldu.
O gece çınar ağacı altın gibi parladı. İyilik Perisi Elif’e döndü.
— "Artık beni daha az göreceksin," dedi.
Elif üzüldü.
— "Gidiyor musun?"
— "Hayır," dedi peri. "Sadece çoğaldım."
— "Nasıl yani?"
— "Artık her iyilik yapan yerdeyim," dedi ve Elif’in kalbine dokundu.
Elif gözlerini kapattığında peri kaybolmuştu ama içindeki sıcaklık kalmıştı.
Yıllar geçti. Elif büyüdü ama o sıcaklığı hiç kaybetmedi. Ne zaman biri yardım etti, ne zaman biri dinledi, ne zaman biri küçük ama gerçek bir iyilik yaptıysa, vadideki çınar ağacı biraz daha parladı.
Ve kim bilir, belki sen bir gün yardım ederken, omzunda hafif bir ışık hissedersin. Çünkü İyilik Perisi, hâlâ oradadır. İyiliğin olduğu her yerde.