Pamuk Şeker Masalı

Mine Kaya 22 Okuma Süresi: 5 dk Masal Oku
Pamuk Şeker Masalı
TakipciAPP.com.tr

Bir zamanlar rengârenk çiçeklerle çevrili, küçük ama çok neşeli bir kasabada Gülşah adında tatlı mı tatlı bir kız yaşarmış. MasalAbi ile harika bir masal başlıyor! Gülşah’ın en sevdiği şey, sabahları penceresini açıp gökyüzüne bakmakmış. Bulutların şekillerini izler, kimi zaman onları tavşana, kimi zaman kuşa, kimi zaman da dev bir pamuk şekere benzetirmiş. Gülşah’ın kalbi o kadar sevinç doluymuş ki, güldüğü zaman sanki etrafındaki çiçekler biraz daha açarmış.

Bir gün kasabada büyük bir Bahar Şenliği yapılacağı duyurulmuş. Her yerde bayraklar asılmış, meydanda rengârenk süsler sallanmaya başlamış. Gülşah heyecandan yerinde duramıyormuş. Çünkü şenlikte oyunlar, şarkılar, danslar ve en önemlisi de türlü türlü tatlılar olacakmış.

Sabah erkenden annesinin yanına koşmuş.

— Anneciğim, bugün şenliğe erken gidebilir miyiz? Belki ilk gelen ben olurum!

Annesi gülümseyerek saçlarını düzeltmiş.

— Elbette gidebiliriz Gülşah’ım. Ama önce güzel bir kahvaltı yapalım. Enerjin bol olsun.

Gülşah masaya oturmuş ama heyecandan ekmeğini bile minicik lokmalarla yiyormuş.

— Anne, sence şenlikte pamuk şeker olur mu? Hem de kocaman, bulut gibi?

— Bence olur, hem de senin hayal ettiğinden bile güzel olabilir, demiş annesi.

Bunu duyan Gülşah’ın gözleri parlamış. Çünkü o pamuk şekeri sadece bir tatlı gibi değil, sanki mutluluğun elde tutulabilen hali gibi görürmüş.

Biraz sonra annesiyle birlikte kasaba meydanına gitmişler. Meydana vardıklarında her yer cıvıl cıvılmış. Bir köşede çocuklar halka çeviriyormuş, diğer tarafta müzik çalıyormuş. Kuş sesleri, çocuk kahkahaları ve mis gibi tatlı kokuları havaya karışmış. Gülşah başını bir o yana bir bu yana çevirirken birden durmuş.

Karşısında, kocaman camlı bir pamuk şeker arabası varmış. Arabanın üstünde minik renkli ışıklar yanıp sönüyormuş. İçeride dönen makinenin etrafında pembe, mavi ve beyaz şeker telleri bulut gibi kabarıyormuş.

Gülşah sevinçle ellerini çırpmış.

— Anne! Anne! Bak! Gerçekten pamuk şeker! Hem de gökkuşağı gibi!

Tezgahta duran yaşlı ama neşeli amca, Gülşah’ın heyecanını görünce kahkaha atmış.

— Hoş geldin küçük hanım! Sana nasıl bir pamuk şeker hazırlayayım? Bulut gibi mi, çiçek gibi mi, yoksa kuş tüyü gibi mi?

Gülşah biraz düşünmüş, sonra kıkırdamış.

— En neşelisinden istiyorum! Bakınca insanı güldüren bir pamuk şeker olsun!

Pamuk şekercisi amca başını sallamış.

— O zaman çok özel bir tane yapmam gerekecek. Çünkü neşeli pamuk şeker yapmak ustalık ister.

Amca çubuğu makinenin içine çevire çevire daldırmış. Pembe, mavi ve açık sarı şeker telleri çubuğun etrafında dönmeye başlamış. Birkaç dakika sonra ortaya kocaman, pofuduk, güneş ışığında parlayan bir pamuk şeker çıkmış. Sanki küçük bir gün batımı bulutu gibiymiş.

Gülşah hayran hayran bakmış.

— Bu… bu dünyanın en güzel pamuk şekeri olabilir!

— Daha tatmadın bile, demiş amca göz kırparak.

Gülşah küçük bir lokma almış. Pamuk şeker diline değdiği anda eriyivermiş. Gülşah’ın yüzünde öyle tatlı bir gülümseme oluşmuş ki, yanından geçen çocuklar bile merakla ona bakmış.

Tam o sırada yanına iki çocuk yaklaşmış. Biri kıvırcık saçlı bir oğlan, diğeri örgülü saçlı bir kızmış.

— Merhaba, ben Efe, demiş oğlan.

— Ben de Mina, demiş kız neşeyle. — Pamuk şekerin çok güzel görünüyor!

Gülşah çubuğu dikkatle tutup gülmüş.

— İsterseniz birlikte yiyebiliriz. Çünkü mutluluk paylaşılınca daha da büyür.

Efe şaşkınlıkla sormuş:

— Gerçekten paylaşır mısın? Bu kadar güzel bir şeyi tek başına yemek istemez miydin?

Gülşah başını sallamış.

— İsterdim belki… ama birlikte gülmek daha güzel.

Üçü pamuk şekeri paylaşarak yemeye başlamışlar. Her lokmada kahkahaları biraz daha artıyormuş. Mina’nın burnuna minik bir şeker parçası yapışınca hepsi kıkır kıkır gülmüş. Efe de pamuk şekeri ağzına alınca konuşmaya çalışmış ama sesi komik çıkmış.

— Bence ben şu anda bulut yiyorum!

— Belki de bulut seni yiyordur! diye gülmüş Mina.

Gülşah öyle mutlu olmuş ki kalbinin içi sanki şarkı söylüyormuş. Bir tatlıyı paylaşmanın bu kadar güzel hissettireceğini o an daha iyi anlamış.

Bir süre sonra meydanın ortasında bir anons yapılmış:

“Birazdan en neşeli gülümseme yarışması başlayacaktır!”

Çocuklar birbirine bakmış.

— Katılalım mı? diye sormuş Mina.

— Katılalım! diye zıplamış Efe.

Gülşah önce biraz çekinmiş.

— Ama ya ben kazanamazsam?

Mina onun elini tutmuş.

— Kazanmak önemli değil ki. Eğlenmek önemli. Hem sen zaten çok güzel gülümsüyorsun.

Efe de başını sallamış.

— Evet, sen gülünce insanın içi ısınıyor.

Bu sözler Gülşah’ın kalbini yumuşacık yapmış. Hep birlikte yarışma alanına gitmişler. Sıra Gülşah’a geldiğinde önce derin bir nefes almış. Sonra biraz önce paylaştıkları pamuk şekeri, arkadaşlarının kahkahalarını, annesinin sıcak bakışını ve şenliğin renklerini düşünmüş. Yüzüne kocaman, içten bir gülümseme yayılmış.

Jüri hemen alkışlamaya başlamış. Meydandaki insanlar da gülümsemiş.

Sunucu sevinçle bağırmış:

— İşte karşınızda gerçek bir neşe gülümsemesi!

Yarışmanın sonunda Gülşah’a küçük bir ödül verilmiş: üstünde pembe bulut resmi olan bir saç tokası. Ama Gülşah için asıl ödül bu değilmiş. Asıl ödül, o gün tanıştığı yeni arkadaşları ve kalbinde büyüyen sıcacık mutlulukmuş.

Annesi yanına gelip onu kucaklamış.

— Gülşah, bugün sadece eğlenmedin, güzelliğini de gösterdin.

— Hangi güzelliğimi anne? diye sormuş Gülşah.

— Paylaşan kalbini. Neşeni. İçtenliğini.

Gülşah annesine sarılmış. Sonra Efe ve Mina’ya dönüp gülümsemiş.

— Seneye yine burada buluşalım mı? Yine pamuk şeker yiyelim, yine gülelim!

— Evet! diye bağırmış Efe.

— Hem bu kez daha büyük pamuk şeker alırız! demiş Mina.

Güneş yavaş yavaş alçalmaya başlarken kasaba meydanı altın rengine bürünmüş. Gülşah elinde saç tokası, yüzünde tatlı bir gülümseme ve kalbinde sıcacık bir sevinçle eve dönmüş. O akşam pencerenin önüne oturup gökyüzüne baktığında bulutlardan biri yine pamuk şekere benziyormuş.

Gülşah usulca fısıldamış:

— Bugün anladım ki pamuk şeker sadece tatlı değilmiş… Bazen dostlukmuş, bazen kahkahaymış, bazen de kalbin sevinciymiş.

Ve o günden sonra Gülşah ne zaman pamuk şeker görse, sadece şekerin tadını değil, paylaşılan mutluluğun en güzel halini hatırlarmış.

Masal da burada bitmiş, Gülşah’ın neşesi gökyüzündeki pamuk bulutlara karışmış. O bulutlar da sanki bütün çocuklara aynı şeyi fısıldamış: En tatlı şey bazen şeker değil, birlikte gülümsemektir.

Yazıyı Paylaş: