Rüzgar Gülü Masalı

Mine Kaya 7 Okuma Süresi: 5 dk Masal Oku
Rüzgar Gülü Masalı

Bir zamanlar, yemyeşil tepelerin arasında kurulmuş, rengârenk çiçeklerle süslü bir köy varmış. Bu köyün adı Günebakan Köyü’ymüş. Günebakan Köyü’nde herkes birbirini tanır, sabahları kuş sesleriyle uyanır, akşamları da gökyüzündeki pembe bulutları izleyerek mutlu mutlu evlerine dönermiş. Köyün en yüksek tepesinde ise kocaman, parlak yapraklı bir rüzgâr gülü dururmuş. MasalAbi ile harika bir masal başlıyor.

Bu rüzgâr gülü sıradan bir rüzgâr gülü değilmiş. Yaprakları kırmızı, sarı, mavi ve turuncu renklerde parıldar; rüzgâr estikçe dönüp güneş ışığını etrafa minicik yıldızlar gibi saçarmış. Köydeki çocuklar ona “Neşeli Gül” dermiş. Çünkü ne zaman dönse, herkesin içine bir sevinç dolarmış.

Köyde Elif adında meraklı mı meraklı bir kız çocuğu yaşarmış. Elif’in en sevdiği şey, tepeye çıkıp Neşeli Gül’ü izlemekmiş. Bir gün yine okuldan sonra sepetine elmalı kurabiye koyup tepeye tırmanmış. Rüzgâr hafif hafif eserken rüzgâr gülü yavaşça dönüyormuş.

Elif gülümseyerek yaklaşmış.

— Merhaba Neşeli Gül, bugün neden biraz yavaş dönüyorsun?

O anda hiç beklemediği bir şey olmuş. Rüzgâr gülünden ince, tatlı bir ses duyulmuş.

— Merhaba Elif. Çünkü bugün rüzgâr da biraz dinlenmek istiyor galiba. Ama olsun, yavaş dönmek de güzeldir. Böylece etrafı daha uzun uzun seyredebilirim.

Elif’in gözleri kocaman açılmış. Önce şaşırmış, sonra da heyecandan ellerini çırpmış.

— Sen konuşabiliyor musun?

— Elbette konuşabiliyorum, demiş Neşeli Gül neşeyle. — Ama beni gerçekten merak eden ve kalbi neşeyle dolu olan çocuklar sesimi duyabilir.

Elif sevinçten zıplamış.

— O zaman ben çok şanslıyım! Sana her gün bir şeyler anlatabilirim.

— Ben de çok mutlu olurum, diye cevap vermiş rüzgâr gülü. — Çünkü hikâyeleri çok severim.

O günden sonra Elif her gün tepeye çıkmış. Bazen okulda öğrendiği şarkıları söylemiş, bazen arkadaşlarıyla oynadığı oyunları anlatmış, bazen de sadece çimenlere uzanıp bulutların neye benzediğini tahmin etmişler.

Bir gün Elif biraz düşünceli gelmiş. Elinde her zamanki kurabiyeleri varmış ama yüzünde hafif bir durgunluk hissediliyormuş. Neşeli Gül bunu hemen fark etmiş.

— Bugün kalbin biraz sessiz gibi, Elif. Ne oldu?

Elif oturup dizlerini kucaklamış.

— Yarın köyde Bahar Şenliği var. Herkes bir şey hazırlıyor. Kimi şarkı söyleyecek, kimi dans edecek, kimi de resim sergisi açacak. Ama ben ne yapacağımı bilemiyorum. Sanki yeterince özel bir şeyim yokmuş gibi hissediyorum.

Neşeli Gül birkaç kez tatlı tatlı dönmüş. Yaprakları güneşte parlamış.

— Ah Elif, en özel şey her zaman en gösterişli olan değildir. Bazen en güzel şey, kalpten gelen küçük bir mutluluktur.

— Ama insanlar bunu fark eder mi? diye sormuş Elif.

— Eder, demiş rüzgâr gülü yumuşacık bir sesle. — Çünkü neşe, saklanamaz. Gerçekten içten olan şey, mutlaka başkalarının kalbine dokunur.

Elif başını kaldırmış.

— Peki ben ne yapabilirim?

Neşeli Gül biraz daha hızlı dönmeye başlamış. Sanki aklına parlak bir fikir gelmiş gibiymiş.

— Neden köydeki herkes için küçük rüzgâr gülleri yapmıyorsun? Her birine güzel bir cümle eklersin. Hem renkli olur, hem de herkes gülümser.

Elif’in yüzü bir anda aydınlanmış.

— Bu harika bir fikir! Hem çok neşeli, hem de herkese hatıra kalır!

— İşte şimdi yine eski gülümsemen geldi, demiş Neşeli Gül.

Elif o akşam eve koşarak gitmiş. Renkli kâğıtlar, tahta çubuklar, minik boncuklar ve kurdeleler toplamış. Annesi de ona yardım etmiş. Birlikte onlarca küçük rüzgâr gülü yapmışlar. Her birinin üzerine minicik notlar yazmışlar:

“Gülümsemen güneş gibi parlıyor.”
“Neşen etrafı güzelleştiriyor.”
“Paylaşınca mutluluk büyür.”
“Sen de bu köyün rengisin.”

Ertesi sabah Bahar Şenliği başladığında köy meydanı cıvıl cıvılmış. Çocuklar koşturuyor, büyükler masalara börekler ve reçeller diziyor, her yerde kahkahalar yükseliyormuş. Elif yaptığı küçük rüzgâr güllerini bir sepetin içine koyup meydana getirmiş. İlk önce biraz heyecanlanmış. Ellerini birbirine kenetlemiş.

Tam o sırada arkadaşı Mert yanına gelmiş.

— Elif, bunları sen mi yaptın? Ne kadar güzel olmuşlar!

Ardından Zeynep gelmiş.

— Şuna bak! Ben pembeyi çok sevdim. Üzerindeki yazı da çok tatlı!

Sonra bir anda herkes Elif’in sepetinin başına toplanmış. Çocuklar kendi rüzgâr güllerini seçiyor, büyükler yazılan notları okuyup gülümsüyor, hatta bazıları duygulanıp birbirine sarılıyormuş.

Köyün fırıncısı Hasan Amca eline sarı bir rüzgâr gülü alıp kahkaha atmış.

— Bakın hele, benimkinde ne yazıyor: “Sıcacık ekmek gibi, sen de içimizi ısıtıyorsun.” Bunu yazan tam kalbimden anlamış!

Öğretmenleri Sevda Hanım da mavi bir rüzgâr gülünü eline almış.

— Elif, bu çok zarif bir düşünce. Bugün şenliğe en güzel rengi sen kattın.

Elif’in yanakları pembeleşmiş. Kalbi mutluluktan pır pır ediyormuş.

— Gerçekten beğendiniz mi?

Herkes bir ağızdan cevap vermiş:

— Evet!

Akşamüstü olduğunda şenlik alanı rengârenk rüzgâr gülleriyle dolmuş. Hafif esen rüzgârla hepsi birlikte dönüyor, sanki meydanın ortasında küçük bir mutluluk korosu oluşturuyorlarmış. Elif o an gözlerini kapatıp derin bir nefes almış. İçinde hem sevinç, hem gurur, hem de sıcacık bir huzur varmış.

Şenlik bitince Elif yine tepeye koşmuş. Güneş batmak üzereymiş, gökyüzü turuncu ve pembe renklere boyanmış. Neşeli Gül her zamanki gibi tepede dönüyormuş.

Elif kollarını açarak ona seslenmiş.

— Başardım Neşeli Gül! Herkes çok mutlu oldu!

Rüzgâr gülü sevinçle dönmüş.

— Ben zaten biliyordum. Çünkü sen kalbinden geleni yaptın.

Elif çimenlere oturmuş.

— Biliyor musun, bugün şunu anladım: İnsanların mutlu olması için çok büyük şeyler yapmaya gerek yokmuş. Bazen küçücük bir renk, küçücük bir not bile yetiyormuş.

— İşte rüzgârın sırrı da budur, demiş Neşeli Gül. — O görünmez ama dokunduğu her şeyi canlandırır. Neşe de böyledir. Küçük görünür ama yayıldıkça her yeri güzelleştirir.

Elif gülmüş.

— O zaman ben de biraz rüzgâr gibiyim.

— Kesinlikle öylesin, diye cevap vermiş Neşeli Gül. — Hem de en tatlı esen bahar rüzgârı gibi.

O günden sonra Günebakan Köyü’nde her Bahar Şenliği’nde rengârenk rüzgâr gülleri yapılmış. Çocuklar onları evlerinin önüne koymuş, büyükler bahçelerine dikmiş, hatta köy meydanına kocaman bir pano asılmış: “Neşe Dönünce Dünya Güzelleşir.”

Ve köyün en yüksek tepesindeki Neşeli Gül, rüzgâr estikçe dönüp dururken, Elif her baktığında şunu hatırlarmış: Gerçek mutluluk, başkalarının kalbine küçük bir sevinç bırakabilmekmiş.

Böylece Günebakan Köyü, rüzgârın şarkısı ve çocukların kahkahasıyla her gün biraz daha güzelleşmiş. Masal da burada, yüzlerde sıcacık bir gülümsemeyle sona ermiş.

Yazıyı Paylaş: