Uyku Şarkısı Masalı

Mine Kaya 15 Okuma Süresi: 6 dk Bebek Masalları
Uyku Şarkısı Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Ay ışığının pencerelere usulca dokunduğu, yıldızların gökyüzünde pırıl pırıl ışıldadığı sakin bir akşamda, Tatlıtepe adlı yumuşacık bir mahallede Luli adında sevimli bir bebek yaşarmış. Luli’nin saçları pamuk gibi yumuşak, gülüşü ise sabah güneşi kadar sıcakmış. Gün boyunca renkli topları yuvarlar, bez kitabının sayfalarını minik minik çevirir, pelüş kuzusuna sarılıp kahkahalar atarmış.

Akşam olunca evin içi tatlı bir sessizlikle dolarmış. Perdeler kapanır, odadaki ışık yumuşar, yastık kabarır, battaniye minicik bir bulut gibi Luli’yi beklemeye başlarmış. İşte o saatlerde Luli’nin en sevdiği şey başlarmış: uyku şarkısı.

Annesi onu kucağına alır, sırtını usulca sıvazlar ve ince, sıcak bir sesle uyku şarkısı söylermiş. Bu şarkı öyle tatlıymış ki sanki ay bile gökyüzünde biraz daha yavaş yürür, yıldızlar biraz daha nazik parlarmış.

Bir akşam Luli, yatağına yatmadan önce annesinin yüzüne merakla bakmış.

— Anneciğim, uyku şarkısı nerede yaşar?

Annesi gülümsemiş, Luli’nin yanağına küçük bir öpücük kondurmuş.

— Uyku şarkısı bazen bir annenin sesinde, bazen bir battaniyenin sıcaklığında, bazen de minik bir kalbin tam ortasında yaşar.

Luli kocaman gözlerini açmış.

— Benim kalbimde de var mı?

— Elbette var. Hem de en tatlısından.

Luli bu cevabı çok sevmiş. Ellerini çırpmak istemiş ama uykusu da hafiften gelmeye başlamış. Tam o sırada pencerenin kenarındaki minik ay ışığı yere yuvarlanır gibi olmuş. Sanki odanın içine altın renkli bir çizgi çekilmiş. Luli şaşkınlıkla doğrulmuş.

— Anneciğim, bak! Işık gülümsedi!

Annesi pencereye bakıp yumuşacık bir sesle konuşmuş.

— Belki de uyku şarkısı bu gece bize küçük bir sürpriz getirmiştir.

Luli battaniyesine sarılmış. O sırada odanın köşesindeki sallanan at hafifçe “gıcır gıcır” diye ses çıkarmış, pelüş kuzu biraz yana eğilmiş, raftaki ay biçimli gece lambası daha tatlı parlamış. Luli’ye sanki her şey mırıldanıyormuş gibi gelmiş.

Sonra çok tuhaf ve çok güzel bir şey olmuş. Luli’nin bez kitabının kapağı minicik açılmış ve içinden sanki pamuktan yapılmış gibi görünen, yuvarlak yanaklı minik bir nota çıkmış. Nota zıplamış, havada dönmüş ve Luli’nin yatağının ucuna konmuş.

— Merhaba Luli, demiş minik nota.

Luli hem şaşırmış hem de sevinmiş.

— Sen kimsin?

— Ben Ninni Notasıyım. Uyku şarkılarının içinden gelirim. Bu gece seni Uslu Ezgiler Bahçesi’ne davet etmeye geldim.

Luli annesine dönmüş.

— Gidebilir miyim?

Annesi gülerek başını sallamış.

— Gidebilirsin. Ama unutma, en güzel yolculuklar sevgiyle başlar.

Luli pelüş kuzusunu yanına almış. Gözlerini bir kere kırpmış, sonra bir daha kırpmış. Bir bakmış ki yatağı bir bulut sandalına dönüşmüş. Battaniyesi yumuşacık bir yelken olmuş. Ninni Notası önde uçuyor, bulut sandal da usul usul ilerliyormuş.

Gökyüzünde acele eden hiçbir şey yokmuş. Ay sakinmiş. Yıldızlar nazikmiş. Rüzgâr ise sanki “şşş” der gibi yumuşak esiyormuş.

Biraz sonra büyükçe bir bahçeye varmışlar. Bu bahçede çiçekler bağırmadan açıyor, ağaçlar yapraklarını şakırdatmadan sallıyor, küçük derecikler sessizce gülümsüyormuş. Her şey dinlenmeye hazırlanıyormuş.

Bahçenin girişinde kadife kulaklı bir tavşan onları karşılamış.

— Hoş geldin Luli. Ben Mırmır Tavşan. Bu bahçede herkes uykuya hazırlanırken nazik olmayı öğrenir.

Luli sevinçle el sallamış.

— Merhaba Mırmır Tavşan. Burada uyku şarkıları mı büyüyor?

Tavşan kahkaha gibi ama çok kısık bir ses çıkarmış.

— Biraz öyle. Burada şarkılar çiçek gibi açar, sonra kalplere konar.

İleride küçük bir gölet varmış. Suyun üstünde minik nilüferler yüzüyormuş. Her nilüferin üstünde minicik bir ışık oturuyormuş. Işıklar sırayla parlıyor, sonra yumuşuyormuş. Luli onları izlerken göz kapaklarının biraz daha ağırlaştığını hissetmiş.

Göletin kenarında tombul bir ördek varmış. Kanatlarını hafifçe toparlayıp Luli’ye bakmış.

— Vak vak, hoş geldin minik yolcu. Ben Pofi. Bu gölette acele etmek yasaktır.

Luli kıkırdamış.

— Ben de acele etmiyorum.

— Çok güzel, demiş Pofi. — Çünkü uyku aceleyle gelmez. O, tatlı tatlı yaklaşır.

Luli bunu çok sevmiş. Sonra göletin kıyısına oturmuş. Ayağını uzatmış ama suya değdirmemiş. Sadece parlayan nilüferleri izlemiş.

Az ileride çan gibi ses çıkaran bir ağaç varmış. Ama bu ses yüksek değilmiş. Tam tersine, öyle yumuşakmış ki insan onu duyunca sarılmak istermiş. Ağacın dallarında minik yastık meyveleri sallanıyormuş. Her biri pudra pembesi, açık sarı ve süt beyazıymış.

Bir dal aşağı eğilmiş. Yastık meyvelerinden biri “pof” diye Luli’nin kucağına düşmüş.

— Bu benim mi? diye sormuş Luli.

Ağaç tatlı bir hışırtıyla cevap vermiş.

— Evet, minik misafir. Yorulunca başını buna yaslayabilirsin.

Luli meyveyi yanağına koymuş.

— Çok yumuşak!

Ninni Notası havada dönmüş.

— Şimdi seni bahçenin en özel yerine götüreceğim: Uyku Şarkısı Çardağı’na.

Çardağın üstü sarmaşıklarla kaplıymış. Sarmaşıkların arasında minik aylar asılıymış gibi duran beyaz çiçekler varmış. İçeriden mırıl mırıl bir melodi geliyormuş. Melodi ne hızlıymış ne de yavaş. Tam bebek kalbine göreymiş.

Çardağın ortasında, gümüş renkli sakalı olmayan ama ay ışığı kadar parlak bir yüzü olan yaşlı bir teyze oturuyormuş. Omzunda incecik bir şal, elinde minicik bir zil varmış. O zil çalmıyor, sadece ışıldıyormuş.

— Hoş geldin Luli, demiş teyze. — Ben Şarkı Nine. Uykuya hazırlanmak isteyen bütün miniklere sevgi ezgileri dikerim.

Luli şaşkınlıkla yaklaşmış.

— Ezgi dikmek ne demek?

Şarkı Nine gülümsemiş.

— Bir ninniyi sadece söylemek yetmez bazen. Onu sevgiyle dokumak gerekir. İçine sıcaklık, huzur ve biraz da gülümseme koyarım.

Luli pelüş kuzusunu sıkıca sarılmış.

— Benim için de diker misin?

— Zaten çoktan başladım bile.

Şarkı Nine ellerini havaya kaldırmış. Çardağın içindeki çiçekler hafifçe sallanmış. Nilüferlerin ışıkları uzaktan göz kırpmış. Mırmır Tavşan kulaklarını toplamış, Pofi kanatlarını göğsüne çekmiş. Sonra çok tatlı, çok yumuşak bir şarkı duyulmuş. Şarkının kelimeleri sanki pamuktan yapılmışmış:

Uyusun yıldız, uyusun ay,
Minik kalbinde sevgi var vay.
Bulut yastığın hazır bu gece,
Tatlı rüyalara gülümse nice.

Luli dinledikçe içi ısınmış. Gözleri biraz kapanmış, sonra açılmış, sonra yine kapanmış.

— Bu şarkı bana sarılıyor gibi, diye fısıldamış.

— Çünkü doğru duydun, demiş Şarkı Nine. — Güzel bir uyku şarkısı, miniklere sesle sarılır.

Luli’nin gözleri iyice ağırlaşmış. Ama yine de sormak istediği son bir şey varmış.

— Peki şarkı sabah olunca nereye gidiyor?

Şarkı Nine parmağını Luli’nin kalbine doğru uzatmış.

— Tam şuraya. Sen gülünce uyanır, sen dinlenince sessizce bekler. Gece olunca yine ortaya çıkar.

Luli başını sallamış. Bu cevap ona çok güven vermiş. Çünkü artık uyku şarkısının kaybolmadığını biliyormuş.

Bulut sandal yeniden hazır olmuş. Ninni Notası Luli’nin omzuna konmuş.

— Eve dönme vakti.

Mırmır Tavşan el sallamış.

— Tatlı uykular, Luli.

Pofi başını eğmiş.

— Yavaş yavaş uyu, minik dost.

Şarkı Nine de gülümsemiş.

— Unutma, sevgiyle söylenen her ninni eve giden yolu bilir.

Luli bulut sandala uzanmış. Kucağında pelüş kuzusu, yanağında yastık meyvesinin yumuşacık hissi varmış. Gözlerini kapatırken etrafındaki yıldızlar sanki daha da usul parlamış.

Birden kendini yine kendi odasında bulmuş. Annesi yanında oturuyormuş. Lambası loşmuş. Battaniyesi göğsüne kadar çekilmişmiş. Her şey yerli yerindeymiş ama Luli’nin kalbinde şimdi yeni bir sıcaklık varmış.

Annesi saçlarını okşamış.

— Güzel bebeğim, uyku şarkını dinlemeye hazır mısın?

Luli yarı uykulu bir gülümsemeyle başını sallamış.

— Hazırım. Çünkü artık biliyorum. Uyku şarkısı kalbimde yaşıyor.

Annesinin gözleri sevgiyle parlamış.

— Evet canım benim. Hem de en tatlı yerinde.

Sonra annesi ninnisini söylemeye başlamış. Luli derin bir huzurla dinlemiş. Şarkının her sesi ona bir öpücük gibi gelmiş. Her kelime battaniyesini biraz daha yumuşatmış. Her melodi kalbini biraz daha sakinleştirmiş.

Luli son kez minicik konuşmuş:

— Anneciğim… şarkı bana yine sarıldı…

— Evet yavrum, demiş annesi fısıltıyla. — Hep sarılacak.

Luli’nin kirpikleri usulca kapanmış. Nefesi düzenli, yanakları sıcak, elleri kuzusunun üstünde sakinmiş. O gece Tatlıtepe’de ay daha yumuşak parlamış, yıldızlar daha sessiz ışıldamış. Çünkü bir bebek daha uyku şarkısının yolunu öğrenmiş.

Ve o günden sonra Luli her akşam ninnisini duyduğunda korkmadan, telaş etmeden, gülümseyerek gözlerini kapatırmış. Çünkü bilirmiş ki uyku; sevgiyle gelen, şarkıyla sarılan, yumuşacık bir dostmuş.

Yazıyı Paylaş: