Güvenli Kucak Masalı

Mine Kaya 13 Okuma Süresi: 4 dk Bebek Masalları
Güvenli Kucak Masalı
TakipciAPP.com.tr

Akşam yavaş yavaş eve geldi. Ev sakindi. Oda sakindi. Işık yumuşaktı. Küçük lamba sarı sarı parlıyordu. Perde hafifçe kıpırdıyordu. Dışarıda ağaçlar usul usul sallanıyordu. Gökyüzünde pamuk gibi bulutlar vardı. Uzakta bir kuş, minicik sesiyle “cik cik” dedi. Sonra her şey yine yumuşacık oldu.

Küçük bebek annesinin kucağındaydı. Annesinin kucağı sıcacıktı. Annesinin kucağı yumuşacıktı. Annesinin kucağı güvenliydi. Bebek başını annesinin göğsüne koydu. Orada tatlı bir ses vardı: pıt pıt, pıt pıt, pıt pıt…

Bu ses annesinin kalbiydi.

— Pıt pıt, pıt pıt, ben buradayım, dedi kalp.

Bebek gözlerini kocaman açtı. Sonra yavaşça kapadı. Sonra yine açtı. Annesinin yüzüne baktı. Annesi gülümsüyordu. Gülüşü ay ışığı gibiydi. Sessiz, tatlı, parlak.

— Ben buradayım, güzel bebeğim, dedi anne.

Bebek küçük ağzını oynattı.

— Aguuu, dedi bebek.

Anne usulca güldü. Gülüşü odada minik bir çan gibi çaldı.

— Agu mu dedin? Ben de seni duydum, dedi anne.

Bebek annesinin kokusunu duydu. Tanıdık kokuydu bu. Süt gibi, sabun gibi, güneş gibi, sevgi gibi. Bebek bu kokuyu sevdi. Bu koku ona “tamam” dedi. Bu koku ona “güvendesin” dedi.

Odanın köşesinde küçük bir peluş ayı oturuyordu. Peluş ayı yumuşacıktı. Gözleri boncuk gibiydi. O da bebeğe baktı.

— Merhaba minik bebek, uyku vakti geldi, dedi peluş ayı.

Bebek elini biraz oynattı. Parmakları açıldı, kapandı. Açıldı, kapandı. Sanki ayıya el sallıyordu.

— Agu, dedi bebek yine.

— Evet, evet, ben de seni seviyorum, dedi peluş ayı.

Anne bebeği biraz daha yakınına aldı. Kolları bir yuva oldu. Kucağı bir bulut oldu. Kalbi yine pıt pıt dedi. Bebek bu sesi dinledi. Pıt pıt, pıt pıt, pıt pıt…

Dışarıda rüzgar çok hafif esti. Sert değildi. Gürültülü değildi. Sadece incecik bir nefes gibiydi. Perdeyi okşadı. Yaprakları okşadı. Çiçeklerin başını okşadı.

— Şşş, minik bebek uyusun, dedi rüzgar.

Ağaç dalları hafifçe sallandı.

— Sallan, sallan, tatlı rüya gelsin, dedi ağaç.

Pencereden içeri ay ışığı süzüldü. Ay gökyüzünde yuvarlak bir gülümseme gibi duruyordu. Ay bebeğe baktı. Bebeğin annesinin kucağında olduğunu gördü. Çok mutlu oldu.

— Ne güzel bir kucak, ne güvenli bir yer, dedi ay.

Anne bebeğin saçlarını usulca okşadı. Bebek küçücüktü. Elleri küçüktü. Ayakları küçüktü. Nefesi küçüktü. Ama annesinin sevgisi çok büyüktü. Kocaman, sıcacık, bitmeyen bir sevgi.

— Güvenli kucağımda dinlen, minik yavrum, dedi anne.

Bebek annesinin sesini duydu. Bu ses tanıdıktı. Bu ses yumuşaktı. Bu ses ninni gibiydi. Bebek annesinin sesinde bir ev buldu. Annesinin sesinde bir bahçe buldu. Annesinin sesinde mavi bir gökyüzü buldu.

Anne çok yavaş sallandı. İleri geri, ileri geri. Çok az, çok sakin. Bebek de annesiyle birlikte sallandı. Sanki küçük bir tekneydi. Deniz çok durgundu. Gökyüzü çok sakindi. Tekne sevgi denizinde usul usul gidiyordu.

— Hop küçük tekne, hop tatlı bebek, dedi anne.

— Pıt pıt, pıt pıt, güvendesin, dedi kalp.

— Şşş, şşş, uyku geliyor, dedi rüzgar.

— Parla, parla, güzel rüya, dedi ay.

Bebek gözlerini kırptı. Bir, iki, üç… Kirpikleri minik kelebekler gibi indi kalktı. Annesi bebeğin yanağına çok yumuşak bir öpücük kondurdu.

— Seni seviyorum, dedi anne.

Bebek minik bir ses çıkardı.

— Ihıı, dedi bebek.

Anne bu sesi anladı. Anneler bazen kelimesiz sesleri de anlar. Küçük bir “agu” içinde sevgiyi duyarlar. Küçük bir “ıhı” içinde huzuru duyarlar. Küçük bir nefeste “ben buradayım” derler.

— Ben de seni anladım, canım bebeğim, dedi anne.

Oda daha da sakinleşti. Lamba daha da yumuşak parladı. Peluş ayı sessizce bekledi. Perde usul usul durdu. Ağaçlar yavaşladı. Rüzgar incecik oldu. Ay gülümsedi.

Mutfaktan hafif bir sıcaklık geldi. Evde güzel bir huzur vardı. Her şey yerli yerindeydi. Battaniye yumuşaktı. Yastık pofuduktu. Kucak sıcaktı. Kalp yakındı.

Bebek annesinin göğsünde biraz kıpırdadı. Sonra rahatladı. Elleri gevşedi. Ayakları gevşedi. Omuzları gevşedi. Küçük bedeni annesinin kollarında dinlendi.

— Buradayım, dedi anne.

— Pıt pıt, dedi kalp.

— Şşş, dedi rüzgar.

— Uyu, dedi ay.

Bebek artık uykunun kapısına gelmişti. Kapı yumuşacıktı. Kapının önünde pamuk bulutlar vardı. Bulutların üstünde tatlı rüyalar bekliyordu. Rüyalarda sıcak süt vardı. Rüyalarda minik gülüşler vardı. Rüyalarda anne kokusu vardı. Rüyalarda güvenli kucak vardı.

Bebek son kez gözlerini araladı. Annesinin yüzünü gördü. Annesi hâlâ oradaydı. Yakındı. Sıcaktı. Güvenliydi.

— Uyu güzel bebeğim, ben yanındayım, dedi anne.

Bebek derin, küçük bir nefes aldı. Sonra verdi. Nefesi sakinleşti. Yüzü yumuşadı. Dudakları minicik kıpırdadı. Belki rüyasına gülüyordu.

Peluş ayı fısıldadı.

— İyi geceler, minik dostum.

Ay fısıldadı.

— İyi geceler, tatlı bebek.

Rüzgar fısıldadı.

— İyi geceler, güvenli kucak.

Anne bebeğini sevgiyle sardı. Çok sıkı değil, çok gevşek değil. Tam gerektiği gibi. Sıcak, yumuşak, güvenli. Bebek annesinin kalbini dinledi.

Pıt pıt, pıt pıt, pıt pıt…

Ve küçük bebek, annesinin güvenli kucağında, mutlu evin içinde, sakin doğanın yanında, sevgiyle uykuya daldı.

Yazıyı Paylaş: