Sihirli Emzik Masalı

Mine Kaya 46 Okuma Süresi: 6 dk Bebek Masalları
Sihirli Emzik Masalı

Bir varmış, bir yokmuş; pofuduk bulutların, yumuşacık rüzgârların ve mis kokulu çiçeklerin yaşadığı Şen Uyku Vadisi’nde, Minnoş adında tatlı mı tatlı bir bebek yaşarmış. Minnoş’un yanakları elma gibi pembe, gülüşü sabah güneşi gibi sıcacıkmış. En sevdiği şey, annesinin kucağında sallanmak, babasının komik sesler çıkarmasını dinlemek ve “cıvıl cıvıl, pırıl pırıl” diye kendi kendine mırıldanmakmış.

Minnoş’un bir de çok sevdiği emziği varmış. Bu emzik sıradan bir emzik değilmiş. Ucunda minicik bir yıldız deseni, sapında ay gibi yuvarlak bir halka, üzerinde de kimsenin fark etmediği minicik bir parıltı varmış. Bir gece ay gökyüzünde gümüş gibi parlarken, emzik hafifçe ışıldamış. Minnoş gözlerini kocaman açmış, “aguu” demiş, sonra emziğe bakıp gülümsemiş.

Tam o anda odanın köşesindeki oyuncak ayıcık Pofi esnemiş, raftaki çıngırak tıkırdamış, pencerenin kenarındaki minik mavi kuş pır diye konmuş.

— Minnoş, Minnoş, görüyor musun? Emziğin parlıyor! demiş Pofi Ayıcık.

Minnoş şaşırmış ama hiç korkmamış. Çünkü Şen Uyku Vadisi’nde sihir hep neşeyle gelirmiş.

— Aguu? Aguu! demiş Minnoş, sanki “Gerçekten mi?” der gibi.

— Gerçekten, hem de çok gerçekten! demiş mavi kuş cik cik ederek. — Bu, Sihirli Emzik olabilir!

Minnoş emziğini eline almış. Emzik “pıt pıt, pır pır” diye hafifçe parlamış. O anda odanın içine tatlı bir ninni kokusu yayılmış. Perdeler yavaşça dans etmeye başlamış. Tavandaki yıldızlı süsler de dönüp dönüp gülümsüyormuş gibi görünmüş.

— Ben Sihirli Emzik’im, diye çok tatlı, yumuşak bir ses duyulmuş. — Ağlayan kalpleri sakinleştiririm, uykusuz gözleri dinlendiririm, en önemlisi de gülen yüzleri daha çok güldürürüm.

Pofi Ayıcık heyecanla zıplamış.

— Vay canına! Konuşan emzik!

Çıngırak da coşkuyla sallanmış.

— Şıkır şıkır! Bu gece çok eğlenceli olacak!

Minnoş ellerini çırpmış.

— Da-da! Ba-ba! Aguuu!

Sihirli Emzik yumuşacık bir ışık yaymış.

— Minnoş, bugün sana Neşe Bahçesi’ni göstereceğim. Orada gülen çiçekler, şarkı söyleyen kelebekler ve hoplayan yastık bulutlar var. Ama önce neşeli bir söz söylemeliyiz.

Pofi hemen söylemiş:

— Gül gül, parıl parıl, uyku gelsin pırıl pırıl!

Çıngırak da tekrarlamış:

— Gül gül, parıl parıl, uyku gelsin pırıl pırıl!

Minnoş kahkahaya benzer minik bir ses çıkarmış.

— Gııı! Gııı!

O anda oda pamuk şekeri gibi yumuşamış ve hepsi kendilerini Neşe Bahçesi’nde bulmuşlar. Çimenler ipek gibi yumuşakmış. Papatyalar başlarını sallayarak şarkı söylüyormuş. Kelebekler “fır fır, pır pır” diye dönüyormuş. Ortada da süt beyazı bir bulut salıncak varmış.

Bir papatya eğilip Minnoş’a bakmış.

— Hoş geldin Minnoş Bebek!

Bir diğeri de ona katılmış.

— Hoş geldin, hoş geldin! Gülücük getirdin, neşe getirdin!

Minnoş o kadar mutlu olmuş ki ayaklarını pıt pıt oynatmış.

— Aguu! Aguu!

Sihirli Emzik gülümseyen sesiyle konuşmuş:

— Minnoş ne zaman sevgiyle gülerse, bahçedeki bütün çiçekler daha parlak açar.

Bu sırada uzakta minik bir hıçkırık sesi duyulmuş. Herkes dönüp bakmış. Bir bulut yastığın üstünde, Ninni Tavşanı oturuyormuş. Kulakları biraz düşmüş, gözleri de mahzunmuş.

Pofi yavaşça yaklaşmış.

— Ninni Tavşanı, neden üzgünsün?

Ninni Tavşanı burnunu çekmiş.

— Ben ninni sepetimi kaybettim. Sepetimin içinde yumuşak ninniler, tatlı esnemeler, minik gülücükler vardı. Şimdi onları bulamazsam uyku vakti şarkılarım eksik kalacak diye üzülüyorum.

Minnoş bir an durmuş. Küçük kalbi “pıt pıt” etmiş. Üzülen birini görünce o da duygulanmış. Gözleri biraz nemlenmiş. Ama Sihirli Emzik yumuşacık parlamış.

— Minnoş, sevgi büyüsü en güçlü büyüdür, demiş. — Hadi hep birlikte arayalım.

Minnoş ellerini uzatmış, sanki “Evet, bulalım!” der gibi.

— Ba-ba! Da-da!

Papatyalar sağa sola sallanmış.

— Biz de yardım ederiz!

Kelebekler dönerek konuşmuş.

— Biz de bakarız! Biz de bakarız!

Mavi kuş göğe yükselmiş.

— Ben yukarıdan bakarım!

Hep birlikte şarkı söyleyerek yola koyulmuşlar:

— Ara ara, bula bula, neşe dolu kalp dolula!
— Ara ara, bula bula, gülücükle ışıl ışıl ola!

Minnoş bu şarkıyı çok sevmiş. Herkes her söylediğinde o da neşeyle kıkırdamış.

İlk önce Ballı Çiçek Yolu’na bakmışlar. Sonra Zıpzıp Taşları’nın oraya gitmişler. En sonunda Uykucu Dere’nin kenarına gelmişler. Dere şırıl şırıl akıyor, suyun üstünde minik ay ışıkları dans ediyormuş. Orada, söğüt ağacının altında, üstü yıldız desenli minik bir sepet duruyormuş.

Ninni Tavşanı sevinçle zıplamış.

— Sepetim! Benim ninni sepetim!

Ama sepet biraz yüksek bir dala takılmış. Tavşan erişememiş. Pofi zıplamış, olmamış. Mavi kuş gagasıyla çekmeye çalışmış, o da olmamış. Minnoş sepeti görünce heyecanla emziğini tutmuş.

Sihirli Emzik hafifçe ışıldamış.

— Şimdi birlikte söyleyelim: Sevgi varsa çare vardır!

Hep bir ağızdan söylemişler:

— Sevgi varsa çare vardır!
— Sevgi varsa çare vardır!

Minnoş da coşkuyla ses çıkarmış:

— A-guuu!

Sihirli Emzik göğe minicik pırıltılar göndermiş. Pırıltılar bir araya gelip yumuşacık bir ışık merdiveni oluşturmuş. Mavi kuş o merdivene konmuş, sepeti nazikçe itmiş. Sepet hop diye aşağı inmiş ve doğruca Ninni Tavşanı’nın kucağına düşmüş.

Ninni Tavşanı’nın gözleri mutluluktan parlamış.

— Bulduk! Bulduk! Ah Minnoş, ah Sihirli Emzik, çok teşekkür ederim!

Sepeti açmış. İçinden mis gibi ninni kokuları, minicik “esneee” sesleri ve altın gibi parlayan gülücük tohumları çıkmış. Bahçe bir anda daha da neşelenmiş. Çiçekler dans etmeye başlamış. Kelebekler daha hızlı dönmüş. Uykucu Dere bile sanki şarkıya eşlik etmiş.

Ninni Tavşanı, Minnoş’a eğilip sevgiyle bakmış.

— Sana bir hediye vermek istiyorum.

Sepetin içinden minicik bir ay yıldızı yastık çıkarmış.

— Bu, Mışıl Mışıl Yastığı. Ne zaman huzur istersen, yanında olacak.

Minnoş yastığı kucaklamış. O kadar yumuşakmış ki hemen gülümsemiş.

— Gııı!

Sihirli Emzik gururla parlamış.

— Bugün Minnoş çok güzel bir şey öğrendi. Üzgün bir kalbi neşelendirmek, en parlak sihirdir.

Pofi başını sallamış.

— Evet, hem de en tatlı sihir!

Çıngırak da şıkırdamış.

— Şıkır şıkır, pırıl pırıl, dostluk her şeyden değerli!

Gece yavaş yavaş derinleşirken, Şen Uyku Vadisi’ne dönüş vakti gelmiş. Bahçedeki herkes Minnoş’a el sallamış.

— Güle güle Minnoş!
— Yine gel Minnoş!
— Neşe getir Minnoş!

Bir anda oda yeniden görünmüş. Perdeler sakinleşmiş. Yıldızlı süsler tavanda usulca sallanmış. Annesi gelip Minnoş’u kucağına almış, saçlarını okşamış.

— Benim tatlı bebeğim, uyku vaktin geldi mi?

Minnoş annesine sokulmuş. Sihirli Emzik artık normal bir emzik gibi duruyormuş ama üstündeki küçük yıldız hâlâ sıcacık parlıyormuş. Minnoş emziğini almış, ay yıldızı yastığını yanağına koymuş ve annesinin ninnisini dinlemiş.

Annesi usulca söylemiş:

— Uyu minik kuşum, uyu tatlım,
— Ay da gülsün, yıldız da, canım.
— Mışıl mışıl, pırıl pırıl,
— Kalbin olsun hep ışıl ışıl.

Minnoş’un gözleri yavaşça kapanmış. Ama kapanmadan önce minicik bir gülümseme bırakmış. Sanki “Bugün çok güzel bir gündü,” der gibi. Pofi Ayıcık köşeden fısıldamış:

— İyi uykular, Minnoş.

Mavi kuş pencere önünden cik demiş:

— İyi uykular.

Sihirli Emzik ise son kez tatlı bir sesle konuşmuş:

— Neşe kalbinde oldukça, her gece biraz sihir vardır.

Ve o geceden sonra, Minnoş ne zaman birini üzgün görse minicik ellerini uzatır, tatlı bir ses çıkarır, sonra da emziğini hafifçe tutarmış. Çünkü o artık biliyormuş: sevgi, neşe, tekrar eden güzel sözler ve sıcacık bir gülümseme, dünyadaki en tatlı sihirmiş.

Böylece Minnoş, Sihirli Emzik ve bütün Şen Uyku Vadisi her gece neşeyle uykuya dalmış.

— Gül gül, parıl parıl, uyku gelsin pırıl pırıl...

Yazıyı Paylaş: