Minik Ayıcık ve Uyku Treni Masalı

Mine Kaya 7 Okuma Süresi: 7 dk Bebek Masalları
Minik Ayıcık ve Uyku Treni Masalı

Ormanın kenarında, küçük bir ev vardı. Evin penceresinde sarı bir ışık yanardı. Işık çok yumuşaktı. Sanki yastık gibi. Evde Minik Ayıcık Mırmır yaşardı.

Mırmır çok tatlıydı. Burnu minik, kulakları yuvarlaktı. En sevdiği şey sarılmaktı. En sevmediği şey ise geceleri uykuya dalmadan önce içinin biraz kıpır kıpır olmasıydı. Çünkü bazen gözleri kapanmak istemezdi. Ama Mırmır uyumayı da çok isterdi. Uykunun sıcak bir battaniye gibi üstüne gelmesini isterdi.

O akşam, gökyüzünde ay belirdi. Ay, sanki süt gibi beyazdı. Yıldızlar tek tek çıktı. Orman sessizleşti. Yapraklar kıpır kıpır bile yapmıyordu. Sadece çok uzaktan, çok tatlı bir ses geliyordu. Tık tık… tık tık… Sanki minik bir tren gidiyordu.

Mırmır kulağını pencereye dayadı. Gözleri büyüdü.

"Anne, bu ses ne?" dedi Mırmır.

Anne Ayı, yumuşacık bir gülümseme yaptı. Mırmırın başını okşadı.

"O ses uyku treni, yavrum." dedi.

Mırmır şaşırdı. Uyku treni mi? Trenin içinde uyku mu vardı?

"Uyku treni gerçek mi?" dedi Mırmır.

"Bazı geceler gelir." dedi Anne Ayı. — "Çok nazik gelir. Çok sessiz gelir. Uykuyu dağıtır."

Mırmır biraz heyecanlandı. Heyecan kalbine minik minik zıp zıp yaptı. Ama bu heyecan bile tatlıydı. Çünkü yanında annesi vardı.

"Ben de görebilir miyim?" dedi Mırmır.

Anne Ayı, Mırmırın minik patilerini tuttu.

"Görebilirsin. Ama önce pijamanı giyelim." dedi.

Mırmır pijamasını giydi. Pijaması mavi idi. Üzerinde küçük yıldızlar vardı. Sonra dişini fırçaladı. Köpük köpük oldu. Sonra ağzını çalkaladı. Pırıl pırıl oldu.

Anne Ayı yatağı düzeltti. Yastığı kabarttı. Battaniyeyi hazırladı.

"Şimdi pencereye bakabiliriz." dedi.

Mırmır pencereye yaklaştı. Dışarıda ay ışığı vardı. Ay ışığı yere gümüş gibi dökülmüştü. Derken çalıların arasından minicik bir tren çıktı. Trenin rengi tatlı bir krem rengiydi. Üstünde küçük bir fener vardı. Fenerin ışığı çok hafifti. Gözleri yormuyordu.

Tren durdu. Pof diye bir ses çıktı. Kapısı açıldı.

İçinden minicik bir Tavşan Kondüktör indi. Şapkası vardı. Şapkası da minicikti.

Tavşan Kondüktör etrafa baktı, sonra Mırmırın penceresine doğru el salladı.

"Merhaba minik ayıcık!" dedi Tavşan Kondüktör. — "Uyku treni durağına hoş geldin."

Mırmır şaşırdı ama korkmadı. Çünkü Tavşan Kondüktör çok sevimliydi. Sesi de ninni gibiydi.

"Merhaba!" dedi Mırmır. — "Ben Mırmır."

"Ben de PıtPıt." dedi Tavşan Kondüktör. — "Uyku biletin var mı?"

Mırmır bilet mi? Mırmırın bileti yoktu. Bir an yüzü düştü. İçinde minik bir hüzün oldu.

Anne Ayı hemen fısıldadı.

"Biletimiz var, yavrum."

Mırmır annesine baktı.

"Nerede?" dedi.

Anne Ayı Mırmırın kalbini işaret etti.

"Biletin burada." dedi. — "Biletin adı sakinlik."

Mırmır bunu duyunca içi yumuşadı. Sanki karnına sıcacık süt gelmiş gibi. Mırmır Tavşan Kondüktöre döndü.

"Biletim sakinlik." dedi Mırmır.

PıtPıt başını salladı.

"Harika." dedi. — "Sakinlik bileti en güzel bilettir."

Trenin içinden bir de Minik Kedi çıktı. Kedi esnedi. Esnerken ağzı kocaman oldu, sonra kapandı. Kedi gözlerini ovaladı.

"Miyav… uyku…" dedi Minik Kedi. — "Benim adım Mino."

Mırmır gülümsedi.

"Ben de uykuyu seviyorum." dedi Mırmır.

Mino yavaşça kuyruğunu salladı.

"O zaman gel." dedi. — "Uyku treninin içinde çok tatlı şeyler var."

Mırmır heyecanlandı. Ama bu kez heyecanı daha yavaştı. Zıp zıp değil, pof pof gibiydi. Yumuşak heyecan.

"Anne, gidebilir miyim?" dedi Mırmır.

Anne Ayı Mırmırın yanağına bir öpücük kondurdu.

"Gidebilirsin, ama çok kısa." dedi. — "Uyku treni uzun sürmez. Zaten uyku gelir."

Mırmır pencerenin yanındaki küçük basamağa çıktı. Sanki rüyaya adım atar gibi. Bir anda kendini trenin yanında buldu. Trenin kapısı açıktı. İçerisi sıcacıktı. İçeride minik koltuklar vardı. Koltuklar yumuşacık tüylüydü.

Mırmır içeri girdi. Mino da girdi. PıtPıt kapıyı yavaşça kapattı.

Tren pıt pıt diye ilerledi. Çok yavaş. Çok sessiz.

İlk durakta, tatlı bir göl vardı. Gölün suyu cam gibiydi. Üstünde ayın ışığı duruyordu. Gölün kıyısında Minik Kurbağa oturuyordu. Kurbağa gözlerini yarım kapatmıştı.

"Vırak… merhaba…" dedi Kurbağa. — "Ben Uykucan."

Mırmır el salladı.

"Merhaba Uykucan." dedi.

Uykucan, sanki uyku tozu serper gibi, avucunu havaya kaldırdı. Ama toz görünmüyordu. Çünkü uyku görünmezdi. Uyku his gibi bir şeydi.

"Sana sakin bir vırak veriyorum." dedi Uykucan. — "Vırak… vırak… yavaş…"

Mırmırın gözleri bir an ağırlaştı. Ama Mırmır dayanabildi. Çünkü merak ediyordu.

Tren yine ilerledi. Pıt pıt… pıt pıt…

İkinci durakta, büyük bir çam ağacı vardı. Ağacın dalında Minik Baykuş duruyordu. Baykuşun gözleri kocamandı ama çok yumuşaktı.

"Hu hu…" dedi Baykuş. — "Benim adım Huhu."

Mırmır fısıldadı.

"Merhaba Huhu."

Huhu kanadını hafifçe açtı. Kanadının altında minicik bir tüy vardı. O tüy, yumuşak bir yastık gibi görünüyordu.

"Bu tüy, yumuşak düşünce tüyü." dedi Huhu. — "Kafana koyarsan, düşünceler yavaşlar."

Mırmır tüyü aldı. Başının üstüne koydu. O anda aklına gelen her şey yavaşladı. Sanki koşan kelimeler yürümeye başladı. Sonra kelimeler oturdu. Sonra kelimeler esnedi.

Mino da esnedi.

"Esneme geldi." dedi Mino. — "Bu iyi."

PıtPıt trenin düdüğünü çok hafif çaldı.

"Fıss…" dedi PıtPıt. — "Uyku düdüğü."

Mırmır gülümsedi. Düdük bile ninni gibiydi.

Tren üçüncü durağa geldi. Bu durak, Minik Yıldız Bahçesi idi. Bahçede yıldızlar yere inmiş gibiydi. Ama yıldızlar ışık değil, minik lambalar gibi yumuşak ışık veriyordu.

Bahçenin ortasında Minik Yıldız bekliyordu. Yıldızın adı Işılcık idi. Işılcık pır pır değil, pof pof parlıyordu.

"Hoş geldin Mırmır." dedi Işılcık. — "Sana uyku ışığı vereceğim."

Mırmır merak etti.

"Uyku ışığı ne?" dedi.

Işılcık çok yavaş döndü. Sonra Mırmırın göğsüne doğru minicik bir ışık gönderdi. Işık, sıcak bir nokta gibi geldi. Üşüyen bir elin ısınması gibi.

"Uyku ışığı, kalbi rahatlatır." dedi Işılcık. — "Kalp rahat olunca gözler kapanır."

Mırmırın göz kapakları iyice ağırlaştı. Sanki göz kapakları minik taş değil, minik pamuk olmuştu. Pamuk ağırdır ya, öyle.

Mırmır fısıldadı.

"Ben biraz uykulu oldum."

Mino hemen yanına sokuldu.

"Ben de." dedi Mino. — "Omzuna başımı koyabilir miyim?"

"Koy." dedi Mırmır.

Mino başını Mırmırın omzuna koydu. Mırmırın içi daha da yumuşadı. Çünkü sarılmak güzeldi.

PıtPıt bilet kontrolü yaptı. Çok komik bir şekilde, minik defterine baktı. Sonra başını salladı.

"Sakinlik biletin tamam." dedi. — "Şimdi eve dönüş."

Tren geri dönmeye başladı. Pıt pıt… pıt pıt… Bu ses bir ninni gibi, çok düzenliydi. Bir ileri, bir ileri. Hep aynı. Hep güvenli.

Mırmırın gözleri kapanıyordu. Ama Mırmır son bir şey söylemek istedi.

"PıtPıt, uyku treni her gece gelir mi?"

PıtPıt yavaşça konuştu. Sesi çok kısık oldu.

"Her gece gelmesi gerekmez." dedi. — "Bazen sadece bir öpücük gelir. Bazen sadece bir ninni gelir. Bazen sadece bir sarılma gelir. Hepsi uyku trenidir."

Mırmır bunu duyunca içi biraz duygulandı. Çünkü annesinin öpücüğünü düşündü. Anne Ayının sıcak kokusunu düşündü. Evin yumuşak yatağını düşündü.

"Ben annemi seviyorum." dedi Mırmır.

Mino mırıldandı.

"Ben de."

Tren evin yanına geldi. Kapı açıldı. Mırmır çok yavaş indi. Sanki ayakları bile uyumak istiyordu. Pencereye doğru yürüdü. Bir anda yine odasında oldu. Yatağı oradaydı. Anne Ayı da oradaydı.

Anne Ayı Mırmırın gözlerine baktı. Mırmırın gözleri yarımdı.

"Geldin mi yavrum?" dedi Anne Ayı.

"Geldim." dedi Mırmır. — "Uyku ışığı aldım."

Anne Ayı gülümsedi. Battaniyeyi Mırmırın üstüne örttü. Battaniye sıcak bir bulut gibiydi.

"O zaman şimdi gözler kapanabilir." dedi.

Mırmır küçücük bir endişe hissetti. Sanki uyursa tren gider mi? Sanki uyursa yıldızlar söner mi?

"Anne, uyursam Işılcık üzülür mü?" dedi Mırmır.

Anne Ayı hemen sarıldı.

"Hayır yavrum." dedi. — "Işılcık sen uyuyunca sevinir."

Mırmır rahatladı. İçindeki küçük düğüm çözüldü. Gözleri daha da ağırlaştı.

Anne Ayı çok yavaş bir ninni söyledi. Kelimeler basit, ses yumuşaktı.

"Pıt pıt tren… pof pof uyku…" diye fısıldadı.

Mırmır da çok kısık konuştu.

"Anne, beni bırakma."

Anne Ayı Mırmırın patisini tuttu.

"Buradayım." dedi. — "Hep buradayım."

Mırmırın kalbi sıcak oldu. Sıcak kalp, uykuya davetti. Mırmır derin bir nefes aldı. Sonra bir daha. Sonra bir daha. Nefesler yavaşladı. Omuzları indi. Yanakları yastığa gömüldü.

Mırmır son kez fısıldadı.

"İyi geceler."

Anne Ayı da fısıldadı.

"İyi geceler, minik ayıcığım."

O anda dışarıdan çok uzak bir ses geldi. Tık tık… tık tık… Uyku treni gidiyordu. Ama bu gidiş, korkutucu değildi. Bu gidiş, tatlıydı. Çünkü uyku artık Mırmırın yanındaydı.

Mırmırın gözleri kapandı. Yüzünde küçük bir gülümseme kaldı. Rüyasında Işılcık pof pof parladı. PıtPıt el salladı. Mino mışıl mışıl uyudu. Orman da mışıl mışıl uyudu.

Ve gece, yumuşacık bir battaniye gibi herkesin üstünü örttü.

Yazıyı Paylaş: