Paylaşmayı Öğrenen Minik Tavşan Masalı
Uzak ama çok uzak olmayan bir yerde, çocukların gülüşleriyle aydınlanan Minik Kalpler Vadisi vardı. Bu vadi öyle bir yerdi ki sabahları güneş doğarken kuşlar şarkı söyler, çiçekler birbirine günaydın der, ağaçlar yapraklarını sallayarak esnerdi. Vadide yaşayan herkes küçüktü ama kalpleri kocamandı.
Bu vadide yaşayan Pofuduk adında minik, beyaz bir tavşan vardı. Pofuduk’un kulakları uzun, burnu pembecikti. En çok sevdiği şey havuç toplamak ve onları bir köşede biriktirmekti. Ama Pofuduk’un küçük bir sorunu vardı: Paylaşmayı pek sevmiyordu.
Bir sabah Pofuduk erkenden uyandı. Gözlerini açar açmaz sepetine baktı. Sepet ağzına kadar havuç doluydu.
— "Hepsi benim!" dedi sevinçle. — "Bugün yine kimseye vermeyeceğim."
Tam o sırada kapısı tık tık tık diye çalındı. Gelen, en yakın arkadaşı olan Minik Kaplumbağa Tonton’du. Tonton yavaş yürür ama çok güzel konuşurdu.
— "Günaydın Pofuduk," dedi gülümseyerek. — "Birlikte oyun oynayalım mı?"
Pofuduk sepetine baktı, sonra Tonton’a baktı.
— "Olur ama havuç istemek yok," dedi kaşlarını çatarak.
Tonton başını salladı.
— "Ben sadece arkadaş istiyorum," dedi yumuşak bir sesle.
Birlikte vadide yürümeye başladılar. Yolda Minik Sincap Cıvıl, Uykucu Ayı Mırmır ve Neşeli Kirpi Pıtır ile karşılaştılar. Hepsi gülüyordu.
— "Oyun oynayalım!" dedi Cıvıl heyecanla.
— "Saklambaç!" diye bağırdı Pıtır.
— "Ama önce karnım aç," dedi Mırmır esneyerek.
Hepsinin gözü Pofuduk’un sepetine kaydı.
— "Bir havuç paylaşır mısın?" diye sordu Cıvıl nazikçe.
Pofuduk sepetini arkasına sakladı.
— "Hayır! Bunlar benim!"
Ortam bir anda sessizleşti. Kimse bağırmadı, kimse kızmadı ama hepsinin yüzü üzüldü. Bu Pofuduk’un kalbinde küçük bir titreşim yarattı ama hemen kulaklarını sallayıp düşünmemeye çalıştı.
O gün oyunlar pek eğlenceli geçmedi. Herkes bir köşede sessizce oynadı. Akşam olunca herkes evine gitti ama Pofuduk yalnız kaldı.
Gece olduğunda Pofuduk uyuyamadı. Kalbi garip bir şekilde sıkışıyordu. O sırada odası yumuşak bir ışıkla doldu. Karşısında yaşlı, bilge bir baykuş belirdi. Bu Bilge Baykuş Lulo idi.
— "Neden mutsuzsun Pofuduk?" diye sordu sakin bir sesle.
— "Bilmiyorum," dedi Pofuduk. — "Havuçlarım var ama içim boş."
Baykuş kanatlarını açtı.
— "Sana Minik Kalpler Vadisi’nin sırrını göstereceğim," dedi.
Bir anda kendilerini rüya gibi bir yerde buldular. Vadideki herkes birlikte gülüyor, yiyeceklerini paylaşıyor, sarılıyorlardı. Renkler daha parlaktı.
— "Burada herkes mutlu," dedi Pofuduk hayretle.
— "Çünkü paylaşmak kalbi büyütür," dedi Baykuş. — "Küçük eller paylaştıkça kalpler büyür."
Sabah olduğunda Pofuduk gözlerini açtı. Rüya mıydı, gerçek mi bilmiyordu ama kalbi farklı atıyordu.
Hemen sepetini aldı ve dışarı çıktı. İlk olarak Tonton’un kapısını çaldı.
— "Günaydın Tonton," dedi utangaçça. — "Dün üzgün görünüyordun."
— "Biraz," dedi Tonton. — "Ama arkadaşlar üzülünce geçer."
Pofuduk sepetini uzattı.
— "Havuç ister misin?"
Tonton’un gözleri parladı.
— "Gerçekten mi?"
— "Evet," dedi Pofuduk. — "Paylaşmak istiyorum."
Sonra Cıvıl’a, Mırmır’a ve Pıtır’a gitti. Sepet giderek boşaldı ama Pofuduk’un içi doluyordu. Gülüşler, teşekkürler, sarılmalar vardı.
— "Kalbim ısınıyor!" dedi Pofuduk sevinçle.
O günden sonra Minik Kalpler Vadisi’nde yeni bir oyun başladı. Adı Paylaşma Oyunuydu. Kim neyi varsa ortaya koyuyor, birlikte kullanıyorlardı.
Pofuduk artık şunu söylüyordu:
— "Paylaşınca azalmaz, çoğalır."
Ve vadide her sabah güneş biraz daha parlak doğuyordu.
Masal burada bitti ama Minik Kalpler Vadisi’nde paylaşmanın hikâyesi hiç bitmedi.