Deniz Aslanı Masalı
Güneş, Akdeniz’in üstünde parıl parıl parlıyordu. Dalgalar kıyıya minik minik koşuyor, köpükler sanki gülümseyerek geri dönüyordu. Kıyının hemen açıklarında, kayalıkların yanında yaşayan bir deniz aslanı vardı: adı Neşeli’ydi. Ona Neşeli demelerinin sebebi basitti; o, gerçekten neşeliydi. Ama bu neşe öyle sıradan bir neşe değildi. Neşeli deniz aslanı güldüğünde, sanki denizin rengi bile biraz daha mavi olurdu.
Bir sabah Neşeli, karnını doyurmak için suya dalıp balık ararken uzaktan ince bir ses duydu. Ses, bir yerlere sıkışmış gibi titriyordu. Neşeli kulağını denize yaklaştırdı. Ses tekrar geldi.
— “Biri var mı? Lütfen… çok korkuyorum!”
Neşeli bir anda ciddileşti. Hızla sesin geldiği yöne yüzdü. Kayalıkların arasındaki dar bir kovukta küçük bir ahtapot, bir plastik halkaya dolanmıştı. Kollarını oynatmaya çalıştıkça halka daha da sıkışıyordu.
— “Merhaba! Ben Neşeli. Sakın panik yapma, tamam mı?” dedi.
Ahtapotun gözleri kocaman açıldı.
— “Benim adım Mino… Neşeli misin gerçekten? Çünkü ben hiç neşeli değilim!”
— “Şu an neşeli olmak zor olabilir, haklısın. Ama ben buradayım. Birlikte çözeceğiz.”
Neşeli, plastik halkayı dişleriyle çekmeyi denedi, ama halka kaygan ve sertti. Biraz da Mino’ya acıtmaktan korktu. Düşündü, düşündü… Sonra aklına bir fikir geldi.
— “Mino, kollarını bir an tamamen gevşetebilir misin? Ben de halkayı döndürerek çıkaracağım.”
— “Ya daha çok sıkışırsa?”
— “O zaman dururuz. Ben söz veriyorum, acele etmeyeceğim.”
Mino derin bir nefes aldı. Minik gövdesi titriyordu ama Neşeli’nin sesi ona güven verdi.
— “Tamam… deneyeceğim.”
Neşeli, halkayı yavaşça döndürdü. Mino kollarını gevşetti. Bir, iki… halka önce zorlandı, sonra bir anda yerinden oynadı. Son bir hareketle halka çıktı ve suyun içinde boş boş dönerek uzaklaştı.
Mino sevinçle zıpladı.
— “Çıktı! Çıktı! Ben… ben kurtuldum!”
Neşeli gülümsedi.
— “Gördün mü? Korku bazen bağırır, ama cesaret sessizce yaklaşır.”
Mino başını eğdi, sonra utangaçça sordu:
— “Benimle… arkadaş olur musun?”
— “Olmaz olur muyum?” dedi Neşeli. “Ama bir şartım var: Bugün birlikte denizin içinde küçük bir iyilik turu yapacağız.”
— “İyilik turu mu?”
— “Evet. Denizde herkesin bir şeye ihtiyacı olabilir.”
O gün ikisi birlikte yüzdüler. Bir yandan oyun oynuyor, bir yandan etrafa bakıyorlardı. Derken yosunların arasında küçük bir balık sürüsü telaşla bir sağa bir sola kaçışıyordu. Sürünün en arkasında minik bir balık geride kalmış, akıntıda dönüp duruyordu.
Neşeli hemen yaklaştı.
— “Hey, küçük balık! İyi misin?”
Balık zorlukla konuştu.
— “Ben Lila… Sürüme yetişemiyorum. Akıntı çok güçlü!”
Mino hemen atıldı:
— “Neşeli, ben suyu itebilirim! Kollarımla küçük bir duvar yaparım!”
Neşeli başını salladı.
— “Harika fikir. Lila, bana doğru gel. Korkma.”
Mino kollarını genişçe açtı ve akıntının bir kısmını yumuşattı. Neşeli de Lila’nın yanında yüzerek ona ritim tuttu. Lila, Neşeli’nin yanında daha az yoruluyordu.
— “Birlikte sayalım!” dedi Neşeli. “Bir… iki… üç…”
— “Dört… beş…” diye ekledi Lila, nefes nefese.
— “Altı! Şimdi!” dedi Mino.
Tam o anda akıntı hafifledi, Lila hızla ileri fırladı ve sürüsüne yetişti. Sürünün lideri olan biraz daha iri balık dönüp baktı.
— “Teşekkür ederiz!”
Lila gözleri parlayarak seslendi:
— “Neşeli! Mino! Siz olmasaydınız… ben çok korkmuştum.”
Neşeli içten bir sesle cevap verdi:
— “Korkmak normal. Önemli olan, korkarken bile bir adım atabilmek.”
Gün ilerledikçe deniz daha da kalabalıklaştı. Kıyıya yakın yerde bir Caretta caretta yavrusu, gölgeli bir kayalığın dibinde tek başına duruyordu. Yavru kaplumbağa, kabuğunu içeri çekmiş, sanki saklanıyordu.
Neşeli yaklaşınca yavru biraz ürktü.
— “Merhaba küçük dostum. Adın ne?”
— “Tomo…” dedi yavru kaplumbağa kısık bir sesle. “Kabuğum… kabuğum çizildi. Artık kimse benimle yüzmek istemez diye korkuyorum.”
Mino gözlerini büyüttü.
— “Çizik mi? Ama çizikler macera demek!”
Tomo şaşkın şaşkın baktı.
— “Macera mı?”
Neşeli, Tomo’nun yanına oturdu ve sakin sakin konuştu.
— “Bak Tomo, kabuğun seni sen yapan şeylerden sadece biri. Üstelik çizik, senin başına bir şey geldiğini ve hâlâ ayakta olduğunu gösterir.”
— “Ama herkes pırıl pırıl kabukları sever…”
Neşeli, suyun üstüne çıktı, güneşi gösterdi.
— “Güneş bile bazen bulutların arkasına saklanır. Yine de güneştir. Sen de Tomo’sun. İstersen bugün bizimle yüz. Biz çizik sevmeyi biliriz.”
Tomo’nun gözleri doldu, sonra küçük bir gülümseme belirdi.
— “Gerçekten… benimle yüzer misiniz?”
— “Hem de nasıl!” dedi Mino. “Ben kollarımla seni hızlı bile götürürüm.”
Üçü birlikte yüzmeye başladılar. Neşeli önde gidiyor, Mino etrafı kontrol ediyor, Tomo da yavaş yavaş hızlanıyordu. Bir süre sonra Tomo’nun yüzüşü değişti; daha güvenli, daha akıcı oldu. Sanki kabuğundaki çizik değil, içindeki cesaret parlıyordu.
Tam o sırada, uzaktan bir martı sesi duyuldu. Martı, suyun üstünde daireler çiziyor, bir şey arıyordu. Neşeli hemen durdu.
— “Dikkatli olalım. Martılar bazen küçükleri korkutabilir.”
Tomo biraz gerildi.
— “Ben yine saklanacağım…”
Neşeli başını iki yana salladı.
— “Hayır. Saklanmak yerine yan yana duracağız.”
Mino kollarını açtı, Tomo’nun yanına geçti. Neşeli de suyun üstünde daha büyük görünmek için göğsünü kabarttı. Martı bir tur daha döndü, sonra uzaklaştı.
Tomo derin bir nefes aldı.
— “Ben… ben kaçmadım.”
— “Evet,” dedi Neşeli yumuşakça. “Ve bu, kocaman bir şey.”
Akşamüstü güneş turuncuya dönerken kıyıya yakın bir yerde küçük bir kaya parçasının üstüne çıktılar. Dalga sesleri daha yumuşaktı. Mino, Tomo’ya dönüp fısıldadı:
— “Neşeli’nin adı boşuna Neşeli değil. Neşesi bulaşıcı.”
Tomo gülümsedi.
— “Ben de bugün… biraz neşeli oldum.”
Neşeli, ikisine de baktı. Gözlerinde sıcak bir ışık vardı.
— “Neşe, tek başına doğmaz. Paylaşınca büyür. Bugün siz de paylaştınız. Hem cesareti, hem yardımı, hem de arkadaşlığı.”
O anda deniz sanki daha parlak göründü. Dalgalar kıyıya koşarken köpükler gerçekten gülümsüyor gibiydi. Ve Neşeli deniz aslanı, günün sonunda bir kez daha güldü; ama bu defa sadece kendi için değil, Mino ve Tomo için de.
— “Yarın da iyilik turu var mı?” diye sordu Mino heyecanla.
— “Elbette var,” dedi Neşeli. “Çünkü deniz kocaman… ve kocaman yerlerde küçük iyiliklere her zaman ihtiyaç olur.”