Beyaz Kelebek Masalı

Mine Kaya 14 Okuma Süresi: 4 dk Masal Oku
Beyaz Kelebek Masalı

Uzak bir vadide, sabahları sisin yumuşak bir tül gibi toprağın üzerine indiği, akşamları ise yıldızların sanki yere biraz daha yakın durduğu bir köy vardı. Bu köyde herkes birbirini tanır, rüzgarın yönünden bile haber çıkarırdı. Ama köyde yaşayanların çoğunun bilmediği bir şey vardı: Vadinin en ucundaki eski ceviz ağacının çevresinde, sadece kalbi temiz olanların görebildiği bir beyaz kelebek yaşardı.

Bu kelebek sıradan değildi. Kanatları kar gibi beyazdı ama soğuk değildi, aksine bakana içini ısıtan bir parlaklığı vardı. Uçtuğunda ardında incecik bir ışık izi bırakır, konduğu yerde çiçekler biraz daha canlı açardı. Köyde yaşayan küçük Eren, bu beyaz kelebeği ilk gören çocuktu.

Eren, her sabah erkenden uyanır, annesine yardım ettikten sonra dere kenarına giderdi. Taşların arasından akan suyu izlemeyi sever, bazen kendi kendine konuşurdu. O sabah da böyleydi. Dere kenarında otururken, gözünün ucuyla beyaz bir hareket gördü.

Bu da ne böyle… dedi Eren, şaşkınlıkla ayağa kalkarak.
Rüyada mıyım yoksa… diye fısıldadı.

Beyaz kelebek, Erenin etrafında yavaşça dönüyor, sonra ceviz ağacına doğru süzülüyordu. Eren, kalbi hızlı hızlı atarak peşinden gitti. Kelebek ağacın dalına konduğunda, Eren ilk kez bu kadar yakından baktı. Kanatları sanki nefes alıp veriyor gibiydi.

Seni kimseye anlatmayacağım, söz veriyorum dedi Eren, sanki karşısındaki onu anlayacakmış gibi.

Beyaz kelebek kanatlarını hafifçe çırptı ve Erenin kulağına yumuşak bir ses doldu. Bu ses rüzgarla karışmış gibiydi ama kelimeler çok netti.

Korkma Eren, ben bu vadinin hatıralarını taşıyorum dedi kelebek.
Konuşabiliyor musun… diye fısıldadı Eren, gözleri büyüyerek.
Sadece dinlemeyi bilenlerle konuşurum diye cevap verdi beyaz kelebek.

O günden sonra Eren her gün ceviz ağacının yanına gelmeye başladı. Beyaz kelebek ona vadinin eski hikayelerini anlatıyordu. Bir zamanlar bu topraklarda yaşayan insanların sevinçlerini, korkularını, umutlarını kanatlarında sakladığını söylüyordu.

Peki neden beyazsın diye sordu Eren bir gün.
Çünkü umut, en saf haliyle beyazdır dedi kelebek.
İnsanlar umutlarını kaybettiğinde ben solmaya başlarım. Ama biri yeniden umut ederse, kanatlarım güçlenir.

Köyde o sıralar işler pek iyi gitmiyordu. Yağmur uzun zamandır yağmıyor, tarlalar kuruyordu. Büyükler endişeli konuşuyor, çocuklar bile bu gerginliği hissediyordu. Eren bir akşam annesinin sessizce ağladığını gördü.

Anne, neden üzgünsün diye sordu.
Her şey yoluna girecek, merak etme dedi annesi, ama sesi titriyordu.

Ertesi gün Eren koşarak beyaz kelebeğin yanına gitti.

Köy çok üzgün, herkes korkuyor dedi Eren.
Bunu hissediyorum diye cevap verdi kelebek.
Kanatlarım ağırlaşıyor. Ama bir şey yapılabilir.

Ne yapabilirim, ben küçüğüm dedi Eren.
Umut etmek için büyük olmak gerekmez dedi kelebek.
İnsanlara kalplerini hatırlatman yeterli.

Eren önce ne yapacağını bilemedi. Sonra köy meydanına gitti. Çocukları topladı, onlara vadinin ne kadar güzel olduğunu, ağaçların, kuşların, suyun bir zamanlar nasıl coşkuyla yaşadığını anlattı. Çocuklar da evlerine gidip büyüklerine bu hikayeleri anlattı.

Akşam olunca köy meydanında küçük bir kalabalık toplandı. Herkes sessizdi. Eren cesaretini toplayıp konuştu.

Belki yağmur hemen yağmaz dedi Eren.
Ama biz birbirimize inanırsak, bu vadi bizi yine duyar.

O an, gökyüzünde hafif bir rüzgar esti. Ceviz ağacının olduğu taraftan beyaz bir ışık süzüldü. Beyaz kelebek, köy meydanının üzerinde dönmeye başladı. İnsanlar hayretle bakıyordu.

Görüyor musunuz… diye fısıldadı biri.
Bu da ne böyle… dedi bir diğeri.

Beyaz kelebek, herkesin görebileceği kadar yakındı artık. Kanatlarını çırptıkça, havada serin bir koku yayıldı. Toprak, yağmurdan önceki o tanıdık kokuyu saldı.

Umut ettiğiniz sürece buradayım dedi kelebek, sesi herkesin kulağına aynı anda ulaştı.
Bu vadi sizi unutmadı.

Gökyüzünde önce tek bir damla düştü. Sonra bir damla daha. Derken yağmur başladı. İnsanlar şaşkınlıkla birbirine baktı, sonra gülmeye, ağlamaya başladılar. Çocuklar yağmurun altında koşturdu.

Eren başını kaldırıp beyaz kelebeğe baktı.

Başardık mı diye sordu.
Aslında siz zaten hep başarabilecek güçteydiniz dedi kelebek.

Yağmur dinip güneş açtığında, beyaz kelebek yavaşça yükseldi. Kanatları eskisinden daha parlaktı.

Artık seni daha az mı göreceğiz diye sordu Eren, biraz üzgün.
Beni her zaman göremeyebilirsin dedi kelebek.
Ama umut ettiğin her an, kalbinde uçacağım.

Beyaz kelebek gökyüzünde kaybolduğunda, Eren kalbinin içinde hafif bir sıcaklık hissetti. O günden sonra köyde işler yavaş yavaş düzeldi. İnsanlar birbirine daha çok gülümsedi, çocuklar daha çok oynadı.

Eren büyüdü ama ceviz ağacının yanına gitmeyi hiç bırakmadı. Bazen rüzgar estiğinde, bazen güneş yaprakların arasından süzüldüğünde, beyaz bir gölge görür gibi olurdu.

Biliyorum, buradasın derdi Eren, gülümseyerek.
Ve ben umut etmeyi hiç unutmayacağım.

Yazıyı Paylaş: