Uykucu Kedi Masalı

Mine Kaya 180 Okuma Süresi: 7 dk Uyku Getiren Masallar
Uykucu Kedi Masalı

Bir varmış bir yokmuş… Şehrin en tatlı sokağında, pencere önüne uzanan bir güneş şeridi varmış. Bu güneş şeridi her sabah halının üstüne düşer, sanki “Günaydın!” der gibi kıkır kıkır ısınırmış. O şeridin tam üstünde, bıyıkları süt köpüğü kadar yumuşak, patileri pamuk gibi bir kedi yaşarmış: Uykucu Kedi.

Uykucu Kedi’nin adı Mırmır’mış. Mırmır’ın iki büyük yeteneği varmış:

  1. Çok güzel uyumak.

  2. Uyumayı öyle güzel yapmak ki, etrafındaki herkesin içi “oh!” diye rahatlamak.

Mırmır her uyuduğunda evin içine görünmez bir “tatlılık bulutu” yayılırmış. Çay daha lezzetli olur, kitaplar daha keyifli okunur, oyuncaklar bile daha düzgün dizilmek istermiş.

Mırmır’ın en yakın arkadaşı da evin küçük sahibi Elif’miş. Elif okuldan dönünce çantasını bırakır, önce Mırmır’a bakarmış. Çünkü Mırmır’a bakmak, sanki bir gülümseme düğmesine basmak gibiymiş.

Elif o gün kapıyı açıp içeri girmiş. Yüzünde meraklı bir ifade varmış.

— Mırmır! Bugün çok önemli bir gün! diye seslenmiş.

Mırmır bir gözünü zorla açmış, sonra yine kapatmış. Bu “Anlat ama kısa anlat” demekmiş.

Elif yanına çömelmiş, fısıldayarak konuşmuş:

— Yarın okulda Uyku Bayramı yapacağız! Öğretmenimiz dedi ki: ‘Uyku, büyümenin en tatlı arkadaşıdır.’ Herkes uykuyla ilgili bir şey getirecek. Ben de seni getirmek istiyorum!

Mırmır’ın kulakları dikilmiş. “Beni mi?” der gibi hafifçe miyavlamış.

Elif kahkaha atmış.

— Evet seni! Ama merak etme, taşıma çantası değil. Seni hikâyemle götüreceğim. Senin ‘Uyku Şarkın’ var ya… onu anlatacağım.

Mırmır esnemiş. Esnemesi o kadar büyüymüş ki sanki salonun ortasında görünmez bir balon şişmiş.

Tam o sırada pencereden içeri minicik bir kuş atlamış: Serçe Pıtırcık! Pıtırcık neşeli bir serçeymiş; her şeyi “cıv!” yaparak anlatırmış.

— Cıv cıv! Ben de varım! Uyku Bayramı mı? Bayram demek… kırıntı demek! demiş.

Elif gülmüş.

— Pıtırcık, sen bayram deyince hep karnın konuşuyor!

Pıtırcık gururla kabarmış.

— Cıv! Karnım da benim gibi şen!

Mırmır yavaşça doğrulmuş. Elif’in saçını patisiyle okşamış gibi yapmış. Sonra pencereye doğru bakmış. Dışarıda bahar varmış; ağaçlar taze yeşil, gökyüzü de mavi bir battaniye gibi.

Elif birden bir fikir bulmuş gibi ayağa kalkmış.

— Tamam! Uyku Bayramı için bir ‘Uyku Atölyesi’ kuracağız! Evde! Bugün prova yapalım.

Pıtırcık heyecanla zıplamış.

— Cıv! Atölye! Ben de malzeme taşırım. Ama küçük malzeme!

Elif masanın üstüne renkli kâğıtlar, pamuklar, minik yıldız çıkartmaları koymuş. Mırmır da pencere kenarındaki yastığına kurulmuş, başını “atölye şefi” gibi hafifçe yukarı kaldırmış.

Elif bir defter açmış.

— Birincisi: Uyku Davetiye Kartı yapacağız. Herkesin uykusunu gülümseten bir kart.

Pıtırcık gagasını sallamış.

— Cıv! Kartın üstüne ekmek resmi çizelim mi?

Elif gülerek başını sallamış.

— Olmaz, bu uyku kartı! Ekmek kartı değil.

Mırmır yumuşak bir “mrr” sesi çıkarmış; sanki “Benim fikrim var” demek istermiş.

Elif ona dönmüş.

— Söyle Mırmır, nasıl olsun?

Mırmır patisiyle pamukları dürtmüş, pamuklar bulut gibi kabarmış. Sonra yıldız çıkartmalarını işaret eder gibi patisini uzatmış.

Elif hemen anlamış.

— Aaa! Bulutlu ve yıldızlı! Tam senlik!

Elif pamuklarla küçük bulutlar yapmış, kartın köşelerine yapıştırmış. Üstüne de yıldız çıkartmaları koymuş. Kartın ortasına kocaman bir yazı yazmış: “Tatlı Uykular Kulübü”.

Sonra Elif kartın altına bir not düşmüş:

— ‘Uyku Bayramı Atölyesi’ne hoş geldin. Burada esneme serbest!

Pıtırcık kahkaha atmış.

— Cıv cıv! Ben esneyince gagam açılıyor, komik oluyor!

Elif ikinci aşamaya geçmiş.

— İkincisi: Mırmır’ın Uyku Şarkısı! Ama bu şarkı sözlü değil… ‘mırıldamalı’.

Mırmır hemen “mrrr… mrrr…” diye tatlı bir mırıltı başlatmış. Mırıltı öyle yumuşakmış ki odadaki saat bile tik taklarını daha nazik yapmış.

Elif gözlerini kapatıp dinlemiş.

— Bu mırıltı… sanki sıcak süt gibi…

Pıtırcık da gözlerini kısmış.

— Cıv… ben bile… cıv… yavaşladım…

Elif birden neşeyle gözlerini açmış.

— Tamam! Bunu ‘Uyku Mırıltısı’ diye anlatacağım. Herkes deneyecek.

Sonra Elif bir kutu getirmiş. Kutunun üstünde “Uyku Pulu” yazıyormuş.

Pıtırcık şaşırmış.

— Cıv! Uyku pulu da ne?

Elif kutuyu açmış. İçinden küçük yuvarlak çıkartmalar çıkmış: ay, yıldız, yastık, battaniye, minik kedi patisi…

— Bunlar ‘Uyku Pulu’. Bir işi tatlı tamamlayınca yapıştırıyorsun. Mesela: diş fırçaladın—pulu yapıştır. Oyuncakları topladın—pulu yapıştır. Sonra uyku daha kolay geliyor.

Pıtırcık hemen atılmış:

— Cıv! Ben de kırıntı toplayınca pul isterim!

Elif gülmüş.

— Sen zaten her gün kırıntı şampiyonusun. Sana özel ‘Kırıntı Pulu’ yaparız.

Mırmır patisini kaldırıp yavaşça Elif’in defterine dokunmuş. Elif anlamış: “Bir şey daha ekle.”

Elif düşünmüş, sonra bir fikir daha bulmuş.

— Üçüncüsü: ‘Yastık Masalı’. Yastık konuşuyor gibi yapacağız.

Pıtırcık hayran kalmış.

— Cıv! Yastık konuşursa ben de dinlerim!

Elif bir yastığı kucağına almış, komik bir sesle konuşmuş:

— Ben Yastık Bay Pofuduk. En sevdiğim şey… yanağa ‘pıt’ diye değmek!

Pıtırcık kahkahayı patlatmış.

— Cıv cıv cıv! ‘Pıt’ dedi! Bu benim adım gibi!

Elif devam etmiş:

— Yastık Bay Pofuduk der ki: ‘Uyku, bir yarış değil. Uyku, bir sarılma gibi.’

Mırmır mırıldanmış, sanki onaylıyormuş.

Elif, Mırmır’a bakarak yumuşakça konuşmuş:

— Biliyor musun, Mırmır? Ben bazen uyumadan önce çok heyecanlı oluyorum. Yarın, öbür gün… oyunlar… okul… derken. Ama senin yanında yavaşlıyorum. Sanki dünya “tamam” diyor.

Mırmır başını Elif’in dizine koymuş. Elif’in yüzü gülmüş, gözleri parlamış.

Pıtırcık da içten bir sesle konuşmuş:

— Cıv… Ben de akşamları dallarda uyurken, rüzgâr saçımı okşuyor gibi oluyor. Sonra içim kuş tüyü gibi hafifliyor.

Elif eliyle havayı çizmiş.

— İşte! Uyku Bayramı’nda bunu anlatacağım: Uyku hafifletir. Tatlılaştırır.

Sonra Elif bir “Uyku Haritası” çıkarmış. Harita aslında bir kâğıt ama üzerine evin içi çizilmiş: banyo, oda, salon.

— Bu haritada ‘tatlı uyku yolu’ var, demiş.

Pıtırcık merakla yaklaşmış.

— Cıv! Yol nereden başlıyor?

Elif parmağını banyoya koymuş.

— Diş fırçalama durağı! Sonra pijama köprüsü! Sonra kitap sayfası tüneli! Sonra… Mırmır’ın mırıltı bahçesi! Son durak: Yastık Kalesi!

Pıtırcık alkışlar gibi kanat çırpmış.

— Cıv! Ben de harita isterim. ‘Kırıntı Yolu!’

Elif kahkaha atmış.

— Sana da çizeriz: ‘Su Yudumu Durağı’, ‘Tüy Düzeltme Meydanı’, ‘Dal Seçme Parkı’…

Mırmır birden ayağa kalkmış, ağır ağır yürümüş ve pencereden dışarı bakmış. Sokağın karşısındaki komşu teyze çiçek suluyormuş, küçük bir çocuk da top sektiriyormuş. Herkesin yüzü tatlı bir gün ışığıyla yıkanıyormuş.

Elif de pencereye gelmiş.

— Mırmır, sence bu atölye yeter mi?

Mırmır dönüp Elif’e bakmış, sonra usulca yere yatmış. Kocaman bir esneme yapmış. Esneme bitince gözlerini yarım kapatmış. Bu, “Bence mükemmel” demekmiş.

Pıtırcık da cıvıldamış:

— Cıv! Ben onaylıyorum! Ama bir şey eksik…

Elif merakla sormuş:

— Ne eksik?

Pıtırcık ciddi ciddi söylemiş:

— Cıv! Bayramda ‘Uyku Dansı’ olmalı!

Elif şaşırmış.

— Uyku dansı mı?

Pıtırcık başını sallamış.

— Cıv! Yavaş yavaş… minik minik… böyle…

Pıtırcık iki adım sağa, bir adım sola zıplamış. Sonra gagasını kapatıp sanki “şşş” der gibi durmuş. Komikmiş ama tatlıymış.

Elif gülmüş.

— Tamam! Uyku Dansı: ‘Yavaş adımlar, yumuşak kollar, gülümseyen gözler.’

Mırmır da dansa katılmış: bir patisini kaldırıp yavaşça indirmiş, sonra diğer patisini. Sanki “pamuk üstünde yürür” gibi.

Elif alkışlamış.

— Harikasın Mırmır! Sen tam bir uyku sanatçısısın!

Gün yavaşça akşama dönmüş. Evde ışıklar daha sıcak yanmış. Elif masanın üstündeki kartlara bakmış, haritayı düzeltmiş, uyku pullarını kutuya koymuş. Pıtırcık da pencere kenarında tüylerini düzeltmiş.

Elif bir an durup Mırmır’a sarılmış.

— Bugün çok güzel geçti. Yarın okulda anlatınca arkadaşlarım da gülümseyecek.

Mırmır mırıldamış. Elif’in saçları mırıldamaya karışmış gibi kıpırdamış.

Pıtırcık da duygulanmış gibi cıvıldamış:

— Cıv… Ne güzel… İnsanlar, kediler ve kuşlar… aynı tatlılıkta buluşunca… dünya yumuşuyor.

Elif başını sallamış.

— Evet. Uyku Bayramı da bunun için: yumuşamak, dinlenmek, gülümsemek.

Gece olunca Elif “Uyku Haritası”nı takip etmiş: diş fırçalama durağı, pijama köprüsü, kitap sayfası tüneli… Sonra yatağına uzanmış. Mırmır da hemen yastığın yanına kıvrılmış.

Elif gözlerini kapatmadan önce fısıldamış:

— Mırmır, bana bir uyku mırıltısı verir misin?

Mırmır “mrrr… mrrr…” diye başlamış. O mırıltı, bir ninni gibi odanın içine yayılmış. Pıtırcık da pencerenin dışındaki dala konup usul usul cıvıldamış.

— Cıv… iyi geceler…

Elif gülümsemiş.

— İyi geceler Pıtırcık. İyi geceler Mırmır.

Mırmır gözlerini kapatmış ama sanki konuşur gibi küçük bir mırıltı bırakmış:

— Mrr… tatlı… uykular…

Ve böylece evin içine yumuşacık bir huzur yerleşmiş. Hiç acele yokmuş, hiç sertlik yokmuş. Sadece tatlı bir uyku, minik bir gülümseme ve kalpleri ısıtan bir birlikte olma hissi varmış.

Sabah olduğunda Elif zıpkın gibi değil; pamuk gibi uyanmış. Yüzünü yıkarken aynaya gülümsemiş.

— Bugün Uyku Bayramı!

Mırmır da esnemiş, kendini halının güneş şeridine bırakmış.

Pıtırcık pencereden seslenmiş:

— Cıv! Bayram başlasın!

Elif kahkaha atmış.

— Başlasın!

Ve masal burada bitmiş. Gökten üç uyku pulu düşmüş: biri Elif’e, biri Mırmır’a, biri de Pıtırcık’a. Hepsi de “tatlı işler başardınız” diye parlamış.

Yazıyı Paylaş: