Beyblade Masalı

Mine Kaya 3 Okuma Süresi: 6 dk Çocuk Masalları
Beyblade Masalı
TakipciAPP.com.tr

Bir sabah güneş, kocaman ve altın sarısı bir gülümsemeyle şehrin üstüne doğmuştu. Mahallenin küçük parkında kuşlar cıvıldıyor, ağaçların yaprakları hafif hafif sallanıyor, rüzgâr da sanki özel bir gün olduğunu fısıldıyordu. Çünkü bugün Tyson, Kai, Max, Ray ve Kenny çok eğlenceli bir Beyblade günü planlamıştı. Sadece turnuva yapmak istemiyorlardı. Bu kez amaçları kazanmak değil, mahalledeki çocuklara unutamayacakları bir şenlik yaşatmaktı.

Tyson sabah erkenden parkın girişine koşarak geldi. Elinde Beyblade çantası vardı, yüzünde ise her zamanki heyecanlı gülümsemesi.

— Bugün harika olacak! Hem yarışacağız hem güleceğiz hem de herkese Beyblade’in ne kadar eğlenceli olduğunu göstereceğiz! dedi Tyson.

Kenny biraz sonra defteri ve küçük bilgisayarıyla geldi. Her zamanki gibi düzenliydi. Gözlüklerini düzeltti, etrafa baktı ve hemen plan yapmaya başladı.

— Tyson, önce arenaları yerleştirelim. Sonra kayıt masasını kurarız. Sonra mini oyun alanını açarız. Sonra…

Tyson gülerek ellerini iki yana açtı.

— Kenny, dostum, biraz nefes al! Daha gün yeni başladı!

O sırada Max elinde rengârenk balonlarla geldi. Balonların bazıları mavi, bazıları sarı, bazıları kırmızıydı. Sırtında da küçük bir hoparlör taşıyordu.

— Eğlence varsa ben de varım! dedi Max. — Müzikleri ben ayarladım. Ayrıca annem kurabiye de gönderdi!

Ray da sakin adımlarla geldi. Yanında ince uzun ahşap bir kutu vardı. Tyson merakla sordu:

— O kutuda ne var? Yeni bir Beyblade parçası mı?

Ray gülümseyip kutuyu açtı. İçinden renkli kurdeleler, minik bayraklar ve birkaç süs eşyası çıktı.

— Şenlik yapıyorsak park da şenlik gibi görünmeli, dedi Ray. — Sadece savaş değil, güzellik de önemli.

Herkes bir anda alkışladı.

Tam o sırada parkın köşesinden Kai göründü. Her zamanki gibi sakin, ciddi ve kendinden emin yürüyordu. Tyson hemen ona el salladı.

— Kai! Geç kaldın!

Kai hafifçe omuz silkti.

— Geç kalmadım. Tam zamanında geldim.

Max kahkaha attı.

— Kai’dan daha Kai bir cevap olamazdı!

Kısa süre sonra park rengârenk süslerle doldu. Ortaya büyük bir Beyblade arenası kuruldu. Yanına da küçük çocuklar için daha güvenli, daha yumuşak bir eğitim alanı hazırlandı. Kenny kayıt masasının üstüne “Neşeli Beyblade Günü” yazılı bir tabela koydu. Tyson da tabelanın altına kocaman bir yıldız çizdi.

Çok geçmeden mahalledeki çocuklar aileleriyle gelmeye başladı. Kimisinin elinde Beyblade vardı, kimisi ilk kez göreceği için heyecandan yerinde duramıyordu. Tyson hemen çocukların yanına gidip diz çöktü.

— Hoş geldiniz! Bugün burada sadece yarışmak yok. Yeni arkadaşlar edinmek, birlikte öğrenmek ve bol bol eğlenmek de var!

Küçük bir çocuk çekingen çekingen el kaldırdı.

— Ben daha önce hiç Beyblade oynayamadım. Ya yapamazsam?

Tyson kocaman gülümsedi.

— Yaparsın! Hem burada kimse tek başına değil. Hepimiz birbirimize yardım edeceğiz.

Kai bu sözü duyunca sessizce başını salladı. Sonra beklenmedik bir şekilde küçük çocuğun yanına gidip cebinden kendi yedek başlatıcısını çıkardı.

— Önce bunu dene, dedi Kai. — Dengeli tutarsan daha rahat hissedersin.

Çocuk şaşkınlıkla gülümsedi.

— Gerçekten mi? Teşekkür ederim, Kai!

Max hemen araya girdi.

— Harika! Şimdi biraz da enerji lazım! Kurabiye isteyen var mı?

Bir anda etrafına çocuklar toplandı. Gülüşmeler arasında şenlik daha da neşelendi.

İlk etkinlik “Dostluk Atışı” oldu. Burada amaç kimin kazandığı değil, iki Beyblade’in arenada en uyumlu şekilde ne kadar uzun döndüğünü görmekti. Tyson ile Max ilk gösteriyi yaptı.

— Hazır mısın, Max? dedi Tyson.

— Ben hep hazırım! dedi Max.

— Üç, iki, bir… Haydi, Beyblade!

İki topaç arena içinde dönmeye başladı. Biri hızlıca dış çemberde ilerliyor, diğeri ortada dengede kalıyordu. Çocuklar alkışlamaya başladı.

— Vay canına! Sanki dans ediyorlar! diye bağırdı bir kız çocuğu.

Ray gülümsedi.

— İşte Beyblade bazen tam da böyledir. Sadece güç değil, ritim de vardır.

Sonra sıra Ray ile Kai’ye geldi. Herkes onların çok ciddi bir mücadele yapacağını düşündü ama bu kez öyle olmadı. Kai topacını dikkatle fırlattı, Ray ise çok zarif bir hareketle atış yaptı. İki Beyblade çarpıştıktan sonra birbirine uyum sağlayarak aynı yönde dönmeye başladı. Çocuklardan biri hayranlıkla bağırdı:

— Onlar kavga etmiyor, arkadaş gibi dönüyor!

Kai’nin yüzünde hafif bir tebessüm belirdi.

— Bazen en iyi güç, doğru anda sakin kalmaktır, dedi.

Öğleye doğru Kenny yeni bir fikir açıkladı.

— Şimdi sürpriz oyunumuz başlıyor! Herkes kendi Beyblade’i için bir isim kartı hazırlayacak ve neden onu sevdiğini anlatacak.

Masaya renkli kalemler, çıkartmalar ve kartonlar kondu. Çocuklar heyecanla yazmaya başladı. Biri “Benim Beyblade’im çok cesur çünkü hep geri dönüyor” yazdı. Bir diğeri “Benimki çok neşeli çünkü dönerken bana kahkaha atıyor gibi geliyor” dedi.

Tyson kartları okurken gözleri parladı.

— Beyblade sadece bir oyun değil, hayal gücüyle daha da güzelleşiyor, dedi.

Max da hemen ekledi:

— Evet! Biraz eğlence katınca her şey parlıyor!

Öğleden sonra büyük final yerine daha tatlı bir etkinlik yapmaya karar verdiler: Takım savaşı değil, “gülümseme savaşı.” Kurala göre kim mücadeleden sonra rakibini en güzel şekilde kutlarsa özel madalya kazanacaktı. Bu fikir herkesin çok hoşuna gitti.

İlk eşleşmede küçük bir çocuk topacını erken kaybetti ve biraz üzgün göründü. Tyson hemen yanına eğildi.

— Sonuç önemli değil, yeniden denemek daha önemli, dedi.

Rakibi olan kız çocuğu da ona döndü.

— İstersen bir sonraki turda birlikte antrenman yapabiliriz.

Çocuğun yüzü anında aydınlandı.

— Gerçekten mi? Çok isterim!

Kenny bunu görünce defterine bir şeyler yazdı.

— Bugünün en iyi istatistiği belli oldu, dedi. — En çok görülen şey gülümseme.

Güneş yavaş yavaş alçalmaya başladığında park altın rengine boyandı. Balonlar rüzgârla hafifçe sallanıyor, çocukların neşeli sesleri her yana yayılıyordu. Tyson büyük arenanın ortasına çıktı ve arkadaşlarına baktı.

— Bence bugün kazanan tek bir kişi yok, dedi. — Hepimiz kazandık.

Max iki elini havaya kaldırdı.

— Ben kurabiyelerin de kazandığını düşünüyorum! Çünkü hiç kalmadı!

Herkes kahkahaya boğuldu.

Ray gökyüzüne bakıp yumuşak bir sesle konuştu.

— Bugün burası çok güzel oldu. Çünkü herkes kalbinden oynadı.

Kai kollarını bağladı ama bu kez sesi daha sıcak çıkıyordu.

— Fena değildi, dedi. Sonra kısa bir duraklamadan sonra ekledi: — Hatta güzeldi.

Tyson şaşkınlıkla gözlerini açtı.

— Kai az önce “güzeldi” mi dedi? Kenny, bunu kaydettin mi?

Kenny gülerek başını salladı.

— Hem de büyük harflerle yazdım.

Akşam olmadan önce herkes son bir kez arena çevresinde toplandı. Tyson elini ortaya uzattı.

— Dostluk için!

Max elini üstüne koydu.

— Eğlence için!

Ray elini ekledi.

— Birliktelik için!

Kenny de elini koydu.

— Öğrenmek için!

Son olarak Kai elini uzattı.

— Ve daha nice güzel günler için.

Hep birlikte yüksek sesle bağırdılar:

— Haydi, Beyblade!

O anda parkta öyle sıcak, öyle neşeli bir hava vardı ki sanki rüzgâr bile onların sevincine eşlik ediyordu. Çocuklar evlerine dönerken sadece bir oyun oynamış gibi hissetmiyordu. Yeni arkadaşlıklar kurmuş, birlikte gülmüş, birbirlerini desteklemiş ve kalplerinde ışıl ışıl bir anı taşımaya başlamışlardı.

Ve o günden sonra mahallede ne zaman biri Beyblade dese, herkesin aklına önce rekabet değil, o rengârenk parkta paylaşılan kahkahalar gelirdi. Çünkü Tyson, Kai, Max, Ray ve Kenny bir şeyi herkese göstermişti: En güzel dönüş, dostluğun etrafında olandı.

Yazıyı Paylaş: